Karabaş Otundan Mürver Çiçeklerine Nisan

Nisan, baharın tam orta yerinde alabildiğine yeşil çayırlara yayılmış en muhteşem ilkbahar ayıdır. Bu ay içinde yapılabilecekler sonsuz olup, yaşanacakları hayal edebilmek harika seçeneklerle dolu.

Doğanın uyanışının gözle görülür sonuçlarına tanıklığımız Nisan ayını diğerlerinden bir adım öne çıkarır. Karabaş otlarının o kendine özgü mor rengiyle giriş yapan baharın ayak sesleri, Karaburun, Foça, Dikili koylarından ses verirler. Meraklıları onları toplar kurutur bir yıl boyunca çayı için kullanır. Tazeyken reçel ve marmelât da yapar, kurutup küçük torbacıklarda hoş kokuları için çekmecelere de koyar. Sabun yaparken de çiçekleri bütün olarak kullanırlar ki çiçek sabun içinde fosil görüntüsü oluştursun. Bu arayışlar, doğayı saklayıp esir etmenin estetik yanı gibi görünse de asıl amacın farklılık yaratmak olduğu aşikârdır.
Bir de, limon sıkıldığında limonun asidi ile şarabi renge bürünen o harika dönüşümüyle, çayı ve serin yaz şerbetlerinin vazgeçilmezidir dersek, karabaş otunu yeterince övmüş oluruz. Umarım.

Çiçeklerin her biri bahar cangılının apayrı mucizeleri. Gelincikler, anemon laleleri, katırtırnakları, kutsal papatyalar, mavişler, radika ve hardalın sarıçiçekleri, erguvanlar, ebegömeç çiçekleri, morsalkımlar her biri Nisan ayının insanlığa ilham ve şifa mucizeleri...

Nisan sonuna doğru dallarından salkımlar halinde sarkan bembeyaz bir başka mucize çiçek daha vardır ki onun adı mürverdir. Mürver ağacı çok şükür ki hala Ege Bölgesinde rastlanabilen bir ağaç; onun varlığı bilmeyene adeta gizli sırdır, bilen için ise her bahar etrafında dolaşmak hoş kokulu bir ritüel.

Mürver, önce narin beyaz çiçekleri sonra da olgunlaşan kirazımsı meyvecikleriyle müjdeler sunar yeryüzüne. Yıllar önce ilk defa Foça’da tanışmıştık kendisiyle. Hem de ne tanışmak, elimde mercek adeta ipucu arar gibi arşınlamıştım Foça sokaklarını...   

O vakitler Şair Süreyya Berfe de henüz Foça’da yaşıyor, hemen her akşamüzeri müdavimi olduğumuz mekânlardan birinde muhabbetteyiz.

Bir bahar akşamüzeriydi.

“Bir zamanlar Foça’da İsveçli bir hatun vardı, Türk eşiyle birlikte şık bir kafe işletiyorlardı” diye lâfın kösteğini alan Süreyya Berfe, orada içtiği o özel içeceği ballandırarak anlatmaya başlamasıyla, konuyu Foça’nın mürver çiçeklerine getirmesi bir oldu. 
 
İsveçli hatun dediği “Dünyanın Köftesi” kitabının da yazarı olan Birgitta Kayaoğlu Ljung, o dönemde eşiyle Foça’da yaşıyorlarmış.  

Şair Berfe’nin anlatmasıyla, Birgitta hanım sahip olduğu kafede çok hoş kokulu bir içecek yapıyormuş, gelene gidene de buz gibi soğutarak ikram ediyormuş. Bazen içine biraz votka ve cin de koyduğu olurmuş. İçeceğin adı mürver şurubuymuş ve nasıl yaptığını kimselere söylemezmiş. Gel zaman git zaman bir gün boş bulunup, mürver şurubunun çiçeklerini Foça’daki ağaçlardan topladığını ağzından kaçırıvermiş. Kaçırmış kaçırmasına da, bu defa ağaçların yerini yine kendine saklamış!
 
Bizim sevgili şairimiz Berfe, çiçeklerin Foça’da can bulduğunu öğrenir de durur mu Foça kazan o kepçe başlamış mürver ağacı aramaya… Foça’nın her yeri kazan kepçe olsa ne yazar, hap kadar küçücük kasaba zaten. Mevsim bahar olduğu için hoş kokuları takip etmesi yetmiş, hemen de buluvermiş.
Aşçı Fok’da bunu duyar duymaz çoktan işbaşı yapmış olduğundan, mürver çiçeğinin reçelini, pudra şekerli çıtır tatlısını ve şurubunu da bu velvelede yıllar içinde bolca denemiştir! İşin lâtifesi bir yana, size küçük bir sır da ben vereyim; mürver çiçeklerini toplayıp soğuk su dolu büyükçe bir kâse içine koyarsanız ve bu kâseyi oturma odanızın başköşesine bırakırsanız eviniz doğal parfüm şansı yakalayacaktır. Her yer misler gibi kokacaktır. 
 
Topladığınız mürver çiçeklerini bahar salatalarınız başta olmak üzere, bütün sütlü tatlılarınızın üzerinde can-ı gönülden kullanabilir, ev yapımı limonatalarınızın içine de atabilirsiniz.

Mürver şurubu tarifi: bana göre baharı damağınızda hissetmenin hoşluk halinin tarifi bu. Bir avuç kadar mürver çiçeğini bir litre sıcak suda ağzı kapalı bir saat civarı bekletin. İyice ılınınca süzüp şeker ya da bal ile tatlandırıp iki limonun suyu ile lezzetli bir içecek haline getirin. (Bazıları dilim limonlar ile çiçekleri birlikte bekletiyor, hatta bir bez içinde şekerle eziyor.) Daha sonra buz küpleri, limon dilimleri ve bolca taze mürver çiçekleriyle servise sunun.

Mürver ağaçları Foça’nın neresinde mi? Bugünlerde giderseniz hoş kokuları sizi çağıracaktır, bulacağınızdan eminim.
Nisan
Nisanı bekledik geldi
Mayıs da gelecek
Sen de geleceksin 
Saklama çiçeklerini.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Aşçı Fok - 30.04.2019 12:32
Sayın Muzo, karabaşotu ilk etapta yani sıcak suya ilk bırakıldığında mavi lacivert bir renk verir evet. Daha sonra üzerine iki üç damla limon sıkıldığında şarabi bir pembeliğe dönüşür, çayının Özelliği de budur zaten. :)
Muzo - 27.04.2019 14:35
Karabasotunun bazi turlerinin cayi ilk anda mucizevi bir mavi renk veriyor.Daha sonra rengi ucuyor.Bazi markalar mavi cay diye posetlemis satiyor.