Çikolatanın Mutluluk Verdiği Bir Şehir Efsanesi Değil

Yazar: Ayça Akça Uçkun
 
Kakaonun mutlulukla bir ilgisi var. Peki, torunlarımız bunu yaşayabilecek mi?
 
Hayatımızın Vazgeçilmezi Çikolatanın Mutluluk Verdiği Bir Şehir Efsanesi Değil

Yapılan araştırmalar çikolata yediğimizde mutlu hissetmemizin nedeninin sadece vücutta meydana gelen fizyolojik değişikliklerin olmadığını ortaya koyuyor. Evet, fizyolojik olarak serotonin salgıladığımız için mutlu oluyoruz. Çikolata, içerdiği biyokimyasallar ile mutlu hissetmemizi sağlayan serotonin hormonunu harekete geçiriyor. Ama insanlar bilinçaltında tatlı yemeyi ödül ve mutluluk kaynağı olarak kodladıklarından ötürü, çikolata yemenin bir de psikolojik etkisi söz konusu.

Peki Nedir Bu Enfes Çikolatanın Hammaddesi?

Kakaonun içerdiği biyoaktif besin bileşenleri ve magnezyum vücutta serotonin adı verilen mutluluk hormonunun salgılanmasını arttırıyor; bu bir bilimsel gerçek.

Maya toplumunun kakao için “tanrıların besini” demesinden yola çıkarak, günümüzde olduğu gibi geçmişte de çikolatanın çok değerli olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Bu değerli yiyeceğin dünyaya yayılmasıysa tahmin edeceğiniz gibi çok uzun zaman almamıştır. İnsanların ilgisini bu kadar yoğun olarak üzerine çekmeyi başaran çikolata hakkında yapılan araştırmaların da çok sayıda olması aslında şaşırtıcı değil. Yapılan bilimsel araştırmalarda, çikolatanın vücutta serotonin adı verilen mutluluk hormonunun salgılanmasını arttırdığı ve stresli kişilerin bu rahatlatıcı etki nedeniyle çikolataya yöneldikleri saptanmıştır. 

Çikolata ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalardaysa çikolatanın ve hammaddesi olan kakaonun antioksidan öğelerden zengin olduğu tespit edilmiştir. Polifenol adı verilen bu antioksidan öğelerin ise kalp hastalıklarına ve çeşitli kanser tiplerine yakalanma riskini azaltabileceği düşünülmektedir. Ayrıca çikolatanın bağışıklık sistemini güçlendireceğine dair veriler de elde edilmiştir. Kan kolesterolünü düşürücü ve kan basıncını azaltıcı etkileri olduğuna dair yapılmış olan bilimsel çalışmalar vardır.

Çikolatanın bu olumlu etkilerinin kakaoya bağlı olduğu ortaya koyulmuştur. Kakao geleneksel olarak Aztekler tarafından su ve baharatla karıştırılarak, özellikle dinsel ayinlerde kullanılan çikolata yapımında kullanılıyordu. İspanyol istilasından sonra Avrupa'ya getirilen kakao, süt ile karıştırılarak kullanılmaya başlandı ve kısa sürede popüler oldu.

Kakao tozu zamanla kakao yağı ile karıştırılarak bugünkü çikolata ortaya çıktı.

Peki Kakao Ağacı Nasıl Yetişiyor Hiç Merak Ettiniz Mi?

Kakao (Theobroma cacao), 4-8 metre boyunda ebegümecigiller (Malvaceae) familyasından çikolata yapımında kullanılan bir bitki türü. Doğal yetişme alanı Güney Amerika olmakla beraber, tropik bölgelerin genelinde yetiştirilmektedir. Theobromin adlı bir alkaloit eldesinde ve kakao yağı eldesinde kullanıldığı gibi, kakaonun tohumları da çikolata yapımında kullanılmaktadır.
 
Kakao ağacını doğal yetişme alanları And Dağları'nın etekleri ile Amazon ve Orinoco ırmaklarının havzalarının 200-400 m yakınlarındaki yükseltilerdir. Orta Amerika'ya Mayalar tarafından getirildiği sanılmaktadır.

Ilık iklimlerde düzenli yağmur alan, verimli topraklarda yetişir. Kakao, dünya çapında 70 bin kilometrekarenin üzerinde bir ekim alanına sahiptir. Üretimin %40'ını gerçekleştiren Fildişi Sahilleri'ni, %15'er payları ile Gana ve Endonezya izlemektedir.

Diğer kakao üreticileri, küçük miktarlarda olmakla beraber Brezilya, Nijerya ve Kamerun'dur.
 
Kakao ağacının tohumları ya hemen ya da bir süre sonra mayalandırılır ve ardından kurutulur. Böylece tohumun acı lezzeti kaybolur ve hoş bir koku meydana gelir. Bu taneler kavrularak, un haline getirilip yağı alınır. Sonra yeniden öğütülerek, toz halindeki kakao elde edilir. Kakao sütle karıştırılıp içilir, ayrıca yağı alınmamış kakao tohumlarından çikolata yapılır.

Kakaonun Geleceği Tehdit Altında Mı?

98 milyar dolarlık çikolata endüstrisinin temelini oluşturan kakaonun geleceği tehdit altında. Bu tehdidin arkasında ise küresel ısınmadan haşerata kadar birden fazla faktör var. Tehdidin boyutu öylesine ciddi ki bazı bilim insanları önümüzdeki 40 yılda çikolatanın “yok olacağını” düşünüyor. Pek çok kişi için bu radikal bir düşünce olsa da uzmanlar böylesi bir felaketi önleyebilmek için çözümler bulmaya çalışıyor.

Verimliliğini artırmak, çevresel baskılar, hastalıklar ve böceklere karşı dirençli kılmak için üzerinde sürekli bilimsel çalışmalar yürütülen diğer ekinlerin aksine kakao hâlâ vahşi bir tür. Kakao bitkisi ortaya çıktığı Amazon bölgesindeki zararlılarla başa çıkmayı evrim sürecinde “öğrenmiş” olsa da bu ağacın 19. yüzyıl sonunda Avrupalı koloniciler tarafından Afrika’ya getirilmesi işleri değiştirmiş.

Arizona Üniversitesi’nde bitki virüsleri üzerine çalışan Judy Brown “Bu naif bitkiler alışık olmadıkları yeni bir çevreye getirildi” diyor ve ekliyor:

“Kakao sistematik bir şekilde ıslah edilmediği için genetik çeşitliliği dar ve virüsler genlerini ayarlayarak kakaonun direncini kırabiliyor.”

Bitkiye yönelik çevresel tehditlerin içinde böcekler ve mantarlar da yer alıyor. 1980’lerin sonunda Brezilya’nın kuzeydoğusundaki yayılmaya başlayan bir salgın nedeniyle 1991’de 320 bin ton olan üretim 2000’e gelindiğinde 191 bin tona inmişti. Çiftçilerin hasta ağaçları iyileştirmesinin hiçbir yolu yok, bu yüzden ağacı söküp yerine yenisini dikmeleri gerekiyor. Bir diğer sorunsa ağacın hastalandıktan sonra haftalarca, hatta aylarca hiçbir semptom göstermemesi. Bu yüzden hastalık fark edildiğinde hasta ağaç komşularına çoktan hastalık bulaştırmış oluyor.

Arizona Üniversitesi’nde Judy Brown’ın ekibi, en büyük çikolata üreticilerinden biri olan Mars grubuyla çalışarak çiftçilerin hastalığı erkenden teşhis etmesini sağlayabilecek bir “moleküler test kiti” geliştirmeye çalışıyor. İnovatif Genom Bilimi Enstitüsü, kakaoların genini değiştirerek daha dirençli kılmak için uğraşıyor. Eğer başarılı olabilirlerse, önümüzdeki yıllarda çikolata yemeye devam etme ihtimalimiz artacak.
 
Kaynaklar:
  1. Bitkilerimiz.org
  2. Agac.gen.tr
  3. Haberjournal.com
Görseller:
  1. India.com
  2. Organic Facts
  3. American Chemical Society

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.