Çiftçi Kadınlar I - Mülksüzler

Yazar: Pınar Nacak
 
Toprak, cömert ve vericidir, tıpkı kadın gibi. Toprak, vefakardır, tıpkı kadın gibi. Toprak hayat verir besler, öğretir, tıpkı kadın gibi. Toprak her haliyle o kadar kadındır ki bir çok dilde, kültürde toprak doğal olarak ana olarak anılır (toprak ana/terra madre/pachamama). Kadın da toprağı sever. Tarımı başlatan ve doğayı ehlileştiren kadındır. Tarlada büyüyen domatesi, bahçede fışkıran naneyi,  saksıda doğan fesleğeni, açan gülü kadın sever, yeni doğanı sevdiği gibi sever. Toprakta can bulan, insana da can veren, tohumu seven. Fideye, fidana, çiçeğe, meyveye özen gösterir, vefa gösterir kadın. Tarıma yakışır kadın, tarım da kadına yakışır. Doğada, eksiltmez, artırır kadın;  yok etmez, ziyan etmez, korur, sürdürür kadın. Kadim bilgiyi aktarır kadın.

Tarlada, bahçede, ağılda, tarımda çok çalışır. 12 saat, 15 saat, 365 gün çalışır kadın. Üretir, elinden geldiğince katma değer yaratır. Buğdayı ekmeğe; domatesi salçaya; sütü yoğurda, tarhanaya; yumurtayı erişteye çevirir. Yoksulluğu, açlığı yok etmek için çaba gösterir.
 
Peki bu özveri ile tarımda kadın nasıl var oluyor, emeğinin karşılığını alabiliyor mu acaba?

Türkiye’de tarımda kadın istihdamı çok yüksektir. Tarımda, üretimde, en yoğun kullanılan emek, kadın emeğidir. Türkiye’de daha çok küçük ölçekli işletmeler mevcuttur ve bu işletmelerde aile içi emekle üretim yapılmaktadır. Kadın daima ücretsiz aile işçisidir. 15 Mayıs 2018 tarihinde TÜİK’in yayınladığı  işgücü istatistiklerine göre, tarımda çalışan 4 milyon 983 bin kişinin yüzde 43'ünü kadınlar oluşturmakta. Tarımda 2 milyon 120 bin kadın üretimde yer almaktadır. Buna rağmen, tarımda çalışan kadınların yaklaşık yüzde 90’ını sigorta kaydı olmadan, yüzde 80’ini de  aile işçisi olarak herhangi bir ücret almadan çalışmaktadır. Tarımda istihdam edilenlerin neredeyse yarısı kadın olduğuna göre, tarımsal üretimin yarısını, gerçekte sektörde kadın emeğinin yoğunluğunu düşünürsek belki de yarısından fazlasını kadınlar üretmektedir.
 

Türkiye’de, tarım kadına istihdam kaynağı olmaktadır. TÜİK verileri dikkate alındığında, istihdam edilen erkeklerin %17’sine istihdam olanağı yaratmakta. Bu rakam kadın söz konusu olduğunda %25 olarak gerçekleşmektedir. İstihdam edilen kadınların % 25’ine tarım istihdam olanağı sağlamaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin bir çoğunda,  yüzde 60’ın üzerinde olan kadınların iş gücüne katılma oranının ülkemizde yüzde 33 olduğu düşünüldüğünde, tarım  kadına istihdam yaratma potansiyeli yüksek bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de tarım kadınlara ve erkeklere eşit istihdam imkânları yaratan bir sektör.  Anca kadın bu sektörde emeğinin karşılığını alabiliyor mu?

Küçük ve orta ölçekli işletmelerde kadın, ücretsiz aile işçisi ve güvencesiz çalışan iş gücü konumundadır. Tarımda, kadın emeği görünmez haldedir. Kadın emeği, kayıt dışı  istihdam ve olmayan mülkiyet hakları nedeni ile görünmez haldedir.

Türkiye’de kadınlar mülksüzdür. Tarımda, kadınlar daha çok mülksüzdür. Ziraat odalarında belirgin bir erkek hakimiyeti söz konudur. Miras yoluyla toprak bölüşülürken, en verimsiz topraklar kadınlara geçmekte, kadına düşen topraklar değerinin altında erkek kardeşlere devrolmaktadır. Kadınlara mirastan feragat sözleşmesi imzalatarak yasal olarak bu haklarını ellerinden alabilmektedir. 6537 numaralı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda 2014 yılında yapılan değişiklik, tarımsal arazilerin bölünmemesi, dolayısıyla verimliliğin azalmaması için, toprağın “ehil” mirasçıya verilmesi yolundaki değişiklikte toprak mülkiyetinin erkeklere geçmesi için bir gerekçe olmuştur.

Ailenin yeterli toprağı yoksa, kırsalda kadın mevsimlik işçi ya da sürekli tarım işçisi olarak çalışmaktadır. Çalışmakta ama eşit ücret alamamaktadır. 14.03.2018 tarihli TÜİK Tarımsal İşletme İşgücü Ücret Yapısı raporuna göre 2017 yılında ortalama mevsimlik tarım işçisi günlük ücreti kadın işçi için 60 TL, erkek için 73 TL, sürekli işçi aylığı kadın işçi için 1.576 TL, erkek için 1.921 TL’dir. Türkiye’de kadın emeğinin kayıt dışı olması, kadınların genellikle ücretsiz aile işçisi olması ve aynı işe aynı birim ücreti alamaması kadın emeği sömürüsünün derinleşmesine neden olmaktadır.

Kırsalda kadının eğitime erişimi güçtür, örgütlenme şansı azdır; kadın gelir üzerinde söz sahibi değildir, sosyal güvenceden yoksundur. Pazara, kredi ve finansal hizmetlere erişimi güçtür. Erkeğe bağımlıdır. Mülkiyeti son derece sınırlıdır. Tarımda çalışan kadın, işgücüne katılımda emeğinin karşılığını alamaz. Tarımda, sermaye-yoğun, teknoloji-yoğun işler erkekler tarafından yapılırken, emek-yoğun işler kadınlar tarafından yapılmaktadır.

Tarım aslında, kadınları güçlendirmek için diğer sektörlere göre daha çok olanaklar sunmaktadır. Ancak aşılması gereken engeller mevcuttur. Ne yazık ki çiftçi kadınlar, aile geçimini sağladıktan sonra gelir kaynağı yaratmak için yeniden yatırım imkanı yaratmada sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Bir yandan tüm küçük ölçekli çiftçilerin karşılaştıkları mali sorunları yaşarken, ek olarak cinsiyetleriyle ilgili kısıtlamalarla karşılaşmaktadırlar. Mevcut durum fotoğrafı belki çok iç karartıcı görünmekte. Ama, evet bir de işin aması var. Bu kısır döngüyü, bu karanlık tabloyu delip geçen, tarımda “adı” olan o kadar çok kadın var ki... Birleşen, üreten, marka yaratan, kazanan, kazdığını toprağa yatıran o kadar çok çiftçi kadın var ki. Onlar binlerce çiftçi kadına yol gösterecek, ilham verecek kadınlar.

Dünyadaki gıdaların yaklaşık yüzde 80'i küçük ölçekli çiftçiler tarafından üretilmektedir. Kadınlar, bu tarımsal emeğin gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 43'ünü oluşturuyor. Güney Asya'da, istihdam edilen kadınların üçte ikisinden fazlası tarımda çalışmaktadır. Doğu Afrika'da, çiftçilerin yarısından fazlası kadındır. Küçük çiftçi ve kadın olarak erkek çiftçilere göre yüzde 20 ila 30 daha az üretim yapıyorlar, bu iki bileşik katmanlı dezavantajın etkileri ortadan kaldırılabilse tarımsal üretim artırılabilir ve küresel açlık yüzde 17 oranında azaltabilir.

FAO'nun Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölümü'nde politikalar belirlemekten sorumlu Libor Stloukal, "Gelişmekte olan ülkelerdeki akım, kadınların tarım sektöründe gittikçe daha büyük rol oynadıklarını ve sektördeki oranlarının arttığını gösteriyor" diyor. Uluslararası tarım araştırmaları merkezi ICARDA'da  ise sosyal ve cinsiyet uzmanı olarak çalışan Dina Najjar, "Tarlada kadınlar çalışsa bile, pazarlamayı yapan ve parayı kontrol eden erkekler" diyor. Bu iki saptama bize gidilecek yönü işaret ediyor. Tarımda kadının,  emeği, aklı ve yüzlerce yıldır asıl oyuncu olmasından kaynaklanan bilgi ve birikimi ile sadece çalışan değil kazanan olması için, üretimden pazara doğru çıkması, örgütlenmesi, eğitime ulaşması, marka değeri yaratması, kadın dayanışmasının artması, kentli kadının desteğini alması gerekiyor. Kadınların  finans kaynaklarına, teknolojiye erişimleri ile ilgili desteğe ihtiyaçları var. Eğitim desteği en önemli konuların başında gelmektedir. Eğitim seviyesi arttıkça, kadın istihdamı artıyor. Eğitim arttıkça elde edilen gelir artıyor, eğitim düştükçe elde edilen gelir de düşüyor. Kadınlar kazandıkça, yarınlar kazanıyor. Kadınlar kazandıkça çocuklar kazanıyor.
 
Tarımda, kadınların girişimci potansiyeli çoğu zaman göz ardı edilmekte ve sadece üretim boyutuyla değerlendirilmektedir. Oysa, çiftçi kadınların girişimci ruhu daha çok ön plana çıkarılmalıdır. Kadınların pozitif ayrımcılık bakışıyla girişimcilikte teşvik edilmelerini sağlayan mekanizmalar geliştirilmelidir.

Bir “Çiftçi Kadın” üst markası yaratılmalıdır. Çarşıda, pazarda, kantinde, restoranda, markette, süpermarkette, çiftçi kadınların ürettiği ürünler, eşit koşullarda mücadele edemeyen bu kadınlara destek olmak amacıyla pozitif bir ayrımcılık ile özellikle talep görmelidir.

Toprağın, suyun, ürünün varlığını sürdürmek için toprağın kadınların var olması gerekmektedir.
 
Görseller:
  1. Gthbhaber.com
  2. Haberler.com

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.