Tütün Kavgaları

Yazar: Mehmet Fatih Turan
 

24 Kasım 2017 tarihinde, öğretmenler günü dışında farklı bir gündem vardı Adıyaman'da. Saat 12:00 suları, telefonda annemin ürkekçe sesi: 'Oğlum, burada olay var, ofisten çıktım arada kalakaldım' deyişi... Kan beynime sıçradı o an da. Ne olduğunu anlamadım başta, öğrenmeye çalıştım, birkaç telefondan sonra olayın vehametini anladım. Tütün üreticileri ve tütün üreticisiyim diyerek olayı provoke etmeye çalışan grup protesto yürüyüşü düzenliyor, Valiliğe doğru yürüyüşe geçiyormuş. Polis, tomalarla biber gazıyla müdahale ediyor, insanlar sağa sola kaçışıyor. Arabama bindim annemi almaya gittim, bir de ne göreyim; yollar kapalı, dükkanların camları kırılmış, motosikletler yerde, sağa sola kaçışan insanlar, kendine acaba hangi yoldan gitsem sorusunu soran sürücüler, kanatlarını daha seri çırpan güvercinler... Tam anlamıyla kaos, bunu reva görenlerin eline sağlık. Eylem yapanların arasında saf iyi niyetli insanların olduğu kadar art niyetli olanları da vardır ama 120 kişi gözaltına alınmış ve herkes serbest bırakılmış, yasa dışı bağlantılar varsa tutukluların olması gerekmez mi? Olayla ilgisi olmayan insanlar, tek suçu o an da orada olan insanlar neden etkileniyor bu olaydan? Yetkililere sorulduğunda, ağız birliği yapmışçasına 'kanunun ilgili maddesi' diyorlar. Bu cevabı aldıktan sonra, aklıma  Montaigne Denemeleri'nden bir cümle geldi. "Kanunlar doğru oldukları için değil, kanun oldukları için yürürlükte kalır." Her şeyi geçtim de bu kanunları hazırlayanların güvercinlerin ürkekliğini içselleştirmediklerini anladım,incelik mi hak getire!

Tolstoy, Savaş ve Barış romanı 3.Kısımda şöyle der; ''12 Haziran'da Batı Avrupa kuvvetleri Rus sınırını aştılar ve savaş başladı. Daha doğrusu insan aklına aykırı ve tüm insanlıkla bağdaşmayacak bir olay meydana geldi. Milyonlarca insan birbirine karşı öyle sayısız kötülüklerde bulundular, birbirlerini o kadar aldattılar, birbirlerine o kadar çok ihanet ettiler, o kadar çok hırsızlıklar, sahtekarlıklar yaptılar, öylesine çok sahte para piyasaya sürdüler, binalara kundaklar sokup o kadar çok yangın çıkardılar, o kadar çok cinayet işlediler ki dünyanın bütün mahkemeleri çağlar boyu çalışsalar gene de bunca suçu bir araya toplayamazdı;oysa o süre içinde bu suçları işleyen insanlar bunları cinayet saymadılar."

Tütün Neden Önemli

Tütün ve tütün mamulleri ile ilişkim üniversite yıllarında vardı. Sigara veya sarma tütün içerdim, bursların yattığı dönemler en fiyakalı sigarayı alırdım. Çok nadir puro içerdim, harcamalar arttıkça sigaranın kalitesi ve maliyeti düşerdi, sigara paketleri uluorta açılmaz arkadaşların gözüne sokulmazdı. İkram eden değil de ikram edilen tarafta olurduk. Sarma tütün verip paket sigaradan almışlığımız çok oldu. Bu trampa hali paranın bulunmadığı Lidya öncesi tarihe ışık tutan cinsteydi doğrusu.

Peki tütünü önemli kılan şey nedir? Dünyada her gün milyarlarca sigara içiliyor, milyarlarca para harcanıyor ve Türkiye bu pazardan pay almak şöyle dursun kendi yerli üreticine bin dereden su getirtiyor. TAPDK ile ilgili kanunu inceledim. Günde 1 milyar adet sigara, 500 milyon adet puro üretimi olmazsa sigara veya puro fabrikası kuramıyorsunuz. Yanlış okumuyorsunuz 1 milyar adet üretmeden, entegre tesisiniz olmadan, milyonlarca lira harcamadan fabrika kuramazsınız. Milyonlarca lira harcadığınızı varsayalım; bandrol sistemi ve ilgili yasal hükümler, oligopol piyasa, yerleşik marka algısının avantajı sizi çok durumda bırakacaktır. Devlet desteğini de alamazsınız, sağlık bakanlığı ensenize çöker. Bu saydığım zorlu yollar fabrikadan ziyade hür teşebbüs fikrini ön plana çıkarmıyor mu? Ne olacak Egeli, Bafralı, Adıyamanlı üretsin satsın. Neden yasak? Yabancı kaynaklı firmalar Türkiye'ye ürün satsın diye mi? Birileri hep daha çok zengin olsun diye mi? Kaldı ki Adıyaman'da binlerce hane, onlarca köy geçimini sadece tütünden sağlıyor. Yerli üreticiye şu an için sunulan sistem kooperatifçilik; o sistemin nasıl işlerlik kazanacağına dair çok derin endişeler hakim. Bu endişeyi taşıyanlar, sonuna kadar haklı. Bölgede yerleşik bir kooperatifçilik kültürü bulunmuyor. Bu kooperatifin başkanı kim olacak? İşleyişi nasıl olacak?

Canı kime isterse satıyor üretici. Bu puslu havayı fırsat bilenler hemen baş gösterdi. Spekülatörler türedi birden bire, üreticinden ucuza alıyor, depolarda istifliyor, kış sezonunda kilosunu 70-120 TL arası satıyorlar. Zenginliklerine zenginlik katıyor, görgüsüzce para harcıyorlar. O paranın bunlara birkaç beden büyük geldiği çok uzaklardan da olsa hissediliyor. Bunlar Savaş ve Barış'taki cinayeti işleyip de kabul etmeyen kişilerden. Bu zihniyeti sorgulamalı, bunlara dur demeli, bir eylemi de bunlar için yapmalı.

Üreticiye, köylüye, geçimini sadece bu ürünle sağlayan ailelere bir çözüm bulunması şart. Aileler diyorum çünkü tütün toplama ve hasat sürecinde 'cümbür cemaat' görev dağılımı söz konusu. Ailenin küçük çocukları tarlalarda 'getir-götür' işi yapar, yaş ilerledikçe yapılan işlerin sıklet merkezi de büyür. Tam bir yarış söz konusudur tarlada. Ailenin genç delikanlısı gücünü ispatlamak için taşıyacağı yükün miktarını arttırır, pazularını çıkarır, ilgiyi kendine çeker. Tarlanın yanı başında çeşmelerden sular taşınır, komşu tarlada çalışanlara selam verilir, şakalaşmalar bağırış çağırışlar ile cümbüşler yankılanır. Hem tatlı bir curcuna haline hem de Sait Faik'in ifadesiyle 'maişet motorunun' çevrilişine tanıklık edilir.

Tabiat ananın bize sunduğu binbir renk, hissettirdiği çok çeşitli duygular var. Sonbaharı geride bıraktığımız şu günlerde, kışa hazırlığın ağırlığını hisseder olduk. Yapraklar tüm seriliğiyle dökülürken, meyve ve sebzelerin hareketliliği, pazar da yer kapma yarışı başladı. Vitamin sınıflamasına göre C olanlar, tercih edilir ürün sırasına girdi. Şarkılara, kitaplara, filmlere, gezilere melankolik havadan üfleyiverdik havalar tam soğumadan.

Kooperatifçilik tartışıladursun, toplu olan birçok şey benim nazarımda kötüdür. Tekdüzeliği, yavanlığı simgeler. Ne  geldiyse başımıza Toplu Konut İdaresi'nden geldi. TOKİ binaları şehirlerimizde görüntü kirliliğine yol açtı,  estetik duyguları gölgeledi. Aynılaşmanın, yığınlaşmanın simgesi oluverdi. Bu mesele daha çok su götürür belki de başka bir yazımın konusu olmalı. Bilemedim şimdi...

Aynılaşmamak için üretip satmak, kazanıp kaybetmek, mücadelelerle tek başına ayakta kalmak... Toplu olan şeylerden kaçmak daha tekil, belki de daha çok çaba göstermek... Yazarın dediği gibi: 'Bazı canlıları yara öldürmüyor, muhatapsız kalmak öldürüyor'.

Emek veren tekil üreticiler muhatap alınarak, değerli hissettirilmeli, mahsullerine  zehir gözüyle değil ürün gözüyle bakılmalı. Köylü ve küçük üretici düşünülerek politikaların reel düzlemde ilerlenmesi sağlanmalı. Ağzını açıp diş bileyen canavarlara da fırsat verilmemeli.
                    
Görseller:
  1. -
  2. http://bit.ly/2zK7DjV

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.