Salkım Kooperatifi

Yazar: Salkım Kooperatifi


1. ÖNSÖZ VE GİRİŞ

 
Kiminiz Salkım’dan alışveriş yapmış, kiminiz Söğüt Cafe’de oturmuş, kiminiz de Hasan Oğuz Kitaplığı'nda kitaplarla haşır neşir olmuşsunuzdur. Önünden geçip henüz uğramayanınız da vardır. Ya da sadece sosyal medya hesaplarından biliyor, tanıyorsunuzdur. Belki de ilk defa bu yazı aracılığıyla tanışacak olan da vardır aranızda. Sizler için 24 Kasım 2020’de birinci yılını kutladığımız Salkım Kooperatifi’nin kuruluş öyküsünü yazalım istedik. Bu sayede hem toplumsal bellekte yerimizi alalım hem de değerli ve önemli olduğuna inandığımız bu çabayı birinci elden aktararak aynı yoldan gitmek isteyenlere esin kaynağı olabiliriz diye düşündük.
 
Bizler için kooperatifçilik alternatif varoluş çabasının biçimlerinden biri. Dört bir yandan kuşatıldığımız bencillik, benmerkezcilik yerine dayanışma ve paylaşmayı, bireycilik yerine kolektivizmi hakim kılma çabasının araçlarından. Ortak sorunlarımıza ortak çözümler bulma arayışının ifadesi. Hava su kadar önemli olduğuna inandığımız halkın söz ve karar sahibi olmasında bir köprü.
 
Salkım bir gıda kooperatifi. Gıda toplumsal yaşamın bütün boyutlarında kendini gösteren azgın kar elde etme amacının kıskacı altındaki alanlardan. İnsan ve onun ihtiyaçlarını değil daha fazla kar elde etmeyi temel alan bu sistem canlı yaşamın sürmesi için zorunlu ihtiyaç olan gıda alanına da koyu gölgesini düşürüyor. Gıda ve tarım alanına bütünüyle bu alanda faaliyet yürüten devasa tekeller hükmediyor. Sürecin bütün aşamalarına hakim durumdalar. Ve taşın suyunu sıkarcasına bu alanda çalışanları, tüketicileri sömürüyorlar. Sadece bu değil; doğayı talan ediyorlar, hayvanlara eziyet ediyorlar. Yetmezmiş gibi süpermarket zincirlerinde önümüze getirdikleri koruyucu madde içeren ürünlerle bizleri hasta da ediyorlar.
Gıda ürünleri karın tokluğuna çalıştırılan tarım emekçileri kullanılarak daha fazla kar elde etmeyi mümkün kılacak şekilde sağlıksız biçimde ürettiriliyor, raf ömrü uzasın diye üzerlerine ya da içlerine sağlığa zararlı koruyucu malzemeler konuyor. Bilimsel araştırmalar günümüzde kanser başta olmak üzere çok sayıda sağlık sorununun koruyucu madde içeren gıda ürünleriyle ilişkili olduğunu söylüyor bizlere.
 
Bu sürecin yarattığı olumsuz sonuçların her geçen daha açıklıkla ortaya çıkması direnme eğilimlerini de yarattı/yaratıyor. Kooperatifler bu noktada amaçları, örgütlenişleri, işleyişleri itibariyle hem direniş eğilimini hem de umudu besleyen alternatif oluşumlar olarak öne çıkıyor. Salkım Kooperatifi de işte bu çerçevede, içine itildiğimiz koyu karanlığa itiraz ve alternatif olma iddiasını taşıyor bünyesinde.

Salkım Başlıyor

“Çaresiz Değiliz” Kozyatağı Meclisi olarak Kozyatağı’nda Kriton Curi ve Gezi Direnişi’nde biriken demokratik potansiyelin korunması ve geliştirilmesini ilk ve en önemli hedef olarak belirlemiştik. Bu noktada yerel seçim sürecinde muhtarlık çalışmasının sürdürüldüğü ve geniş kesimlerle yakın ilişkiler kurulan mekanın önemli olduğunu düşündük. Tüm olanaklarımızı zorlayarak bu mekanı elde tutmamız gerektiği  konusunda “Çaresiz Değiliz” İl Koordinasyonunu ikna ettik. Söz konusu mekanın elde tutularak başlangıçta Muhtar Adayımızın da seçim vaadleri arasında olan bir “Gıda Tüketim Kooperatifi” kurulması yönünde karar alarak “Çaresiz Değiliz”in genç dinamik kadrosu örgütlü yapısını, mahalleden, yurt içi ve yurt dışından dostlarımızın dayanışmasını arkamıza alarak yola çıktık.

İşe söz konusu mekanın mahalle içinde bir apartman için oldukça büyük sayılabilecek bahçesini sarmış yabani otlardan temizlemekle başladık. Genç arkadaşlarımızın enerjisi sayesinde birkaç saat içinde bahçenin çehresi değişti. Mahalle halkı görüntü kirliliğine son verdiğimiz için teşekkür ediyor, memnuniyetlerini belirtiyordu.
Yaza girilen günlerde Kozyatağı her sene olduğu gibi yavaş yavaş ıssızlaşmaya başladı. İstanbul’da kalan “Çaresiz Değiliz” Kozyatağı Meclisinin en yaşlı iki üyesi kooperatif kurmayı düşündüğümüz mekanı, içine koyduğumuz tadilat sırasında kullanacağımız malzemeleri korumak ve bahçesine diktiğimiz domates, biberlerin ve tek tük çiçeklerin kurumaması için sulamak amacıyla nöbet bekliyordu.Kooperatifimiz bu ve benzeri isimsiz sayısız insanın emeğinin üzerinde yükseldi.

Yaz koşullarında ekonomik yetersizliklerin başat rol oynadığısancılı ve zamana yayılan bir tadilat süreci geçirdik. Yavaş yavaş şekillenmeye başlayan mekanımız sokaktan geçen insanların meraklı bakışlarıyla karşılaşıyordu. Genç yaşlı çok sayıda insanın yoğun emeğinin hayli görünür kıldığı çalışmanın kooperatif kurma amaçlı olduğunu öğrenen kimileri. çorbada bizim de katkımız olsun diye yardım eli uzatıyor, kimisi memnuniyetini dile getiriyordu. Bizler de kooperatifi bir an önce açıp işler hale getirmek için sabırsızlanıyorduk.

Yazın İstanbul’da kimse kalmaz bütün sosyal, siyasal çalışmalar yavaşlar mantığına inat “Çaresiz Değiliz” Kozyatağı Meclisi’nin İstanbul’da kalan üyeleri bir yandan kooperatif binasındaki tadilatı sürdürürken diğer yandan Kozyatağı Kriton Curi Parkı’nda yaz boyunca; Nazım Türküleri konseri, Ekonomik Kriz Paneli, Yılmaz Güney Anması ve Büyük İstanbul Depremi Paneli gibi mahallelilerin yoğun katılım gösterdiği 4 güzel etkinlik gerçekleştirdi. Bu etkinlikler sürecinde açmayı hedeflediğimiz Kooperatif için önemli bir tanıtım altyapısı oluşturdu.

Bir taraftan kooperatifi mekanı işlevine fiziki olarak uygun hale getirilmeye çalışılırken diğer taraftan kooperatifin ürün tedariki İçin üretici kooperatif bağlantıları üzerinde çalışmalar yürüyor, açılış sürecinde halka sunulacak organik, sağlıklı ürünler için üretici kooperatifler ile bağlantılar kurulmaya  çalışılıyordu. Bu bağlamda öncelikle İstanbul’da daha önce kurulmuş Semt Tüketici Kooperatifleri ile ilişkiler kurulup ürün tedariki konusunda referanslı üretici bilgisi toplandı.

31 Mart Yerel Seçimleri’nde Kars Belediye Başkanlığı’na seçilen ve ilk icraat olarak Kars’ın ünlü kaşar peyniri üretimini temel “Alan Kooperatif” girişimi ile işe başlayan Ayhan Bilgen’le bizzat görüşerek ürettikleri ürünlere talip olduk.

Kooperatifi hizmete hazırlamak için tadilat faaliyeti sınırlı olanaklar nedeni ile yavaşca yürürken ülkenin dört bir yanını tarayıp organik sağlıklı ürünün izini sürdük. İstanbul’da Salkım’dan önce kurulmuş mahalle kooperatiflerinin deneyimlerinden, referanslarından da yararlanarak pek çok üretici ile tanışıp ilişki kurduk.
Haziran ayı başında başlayan kooperatif mekanı tadilatı Kasım ayı sonlarına kadar sürdü. Tadilatın tahmini bitme tarihine dönük olarak geniş katılımlı zengin programlı bir açılış düşünüyorduk. Tadilatta önümüze çıkan güçlükler nedeni ile öngörüğümüz açılış tarihinlerini bir kaç defa ertelemek zorunda kaldık. Bizler gibi hatta daha çok mahalle halkı ilgi, merak ve sabırsızlıkla açılışın gerçekleşmesini bekliyordu.

Nihayet Salkım Gıda Kooperatifi'ni açıyoruz.

Çok sayıda insanın yoğun emeği, katkılarıyla hazır hale getirdiğimiz Salkım Gıda Kooperatifi’nin açılış tarihini kesin olarak belirledik sonunda. Büyük gün 24 Kasım’da olacaktı. Artık Salkım; sömürünün olmadığı, paylaşıma ve dayanışmaya dayalı adil ve eşit bir dünya özleminin ürünü olarak karşımızda ışıl ışıl parlıyordu.

24 Kasım günü yoğun katılımlı, coşkulu, şiirlerin, ezgilerin yer aldığı zengin bir program eşliğinde kooperatifimizi açtık.

Mahalle halkının ilgisi devam eden günlerde de hız kesmeden sürdü. Kooperatifin hizmet alanı mahalle sınırlarını çok aştı. Sosyal medyada takipçi sayısı hızla arttı.

Kooperatifin bulunduğu geniş bahçeli çok bölümlü mekanın cadde tarafındaki ön bölümünde kooperatif faaliyeti kısa süre içinde oturdu, işlerlik kazandı. Şimdi yeni hedef mekanın arka bölümüne bir kitaplık, bahçeye de bir kafe açmaktı. Böylece Kooperatif alanını üretici, yaratıcı kolektif çabaların zemini haline getirmek mümkün olacaktı.

Bütünlüklü bir çalışma olarak tasarladığımız Kooperatif’in kültürel etkinlik faaliyetlerine açılış sonrası da devam ediyorduk. Bu noktada açılış sonrasının ilk panelini “Türkiye’nin tarım politikası” başlığı altında Kozyatağı Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdik.

Bir taraftan henüz amatörü olduğumuz kooperatif çalışmalarını yürütürken yerleşkede bulunan kafe ve kitaplık alanlarının faaliyete açılması için düzenleme çalışmalarını dayürütüyorduk. Kitaplık için ayrılan odaya raflar konulmuş kitaplara evsahipliği yapmaya hazır bekliyordu.

Pandemi Süreci

Salkım Kooperatifi’nin bütünleyeni olarak tasarladığımız kafeyi bu işlevini çağrıştıracak şekilde Söğüt Kafe ismiyle açtık. Böylece Salkım Söğüt’üne kavuşurken, bu vesileyle sevdanın, özlemin ve umudun şairi Nazım Usta’ya da selam göndermiş oluyorduk. Kafeyi açtık açamasına ancak açılışın üzerinden iki gün geçmişti ki Pandemi yasağı geldi.

Ne yapacağımıza ilişkin kısa bir tereddütün ardından kooperatifin salgın sürecinde tam mesai ile faaliyetine devam ettirme kararı aldık. 65 Yaş üstü yasağı nedeni ile bu nitelikli insanlarımızın evlerine servis hizmeti yanında, bu süreçte işinden, ekonomik gelirinden mahrum kalmış dostlarımızlaKooperatifin Dayanışma fonunu devreye sokarak dayanışma içine girdik. Üniversite öğrencilerine duyarlı insanların katkılarıyla finanse edilen “Askıda gıda sepeti uygulaması” ile yardımcı olmaya çalıştık.

Hayvan Dostlarımız

Kooperatif mekanımızın evsahipleri olarak addedilebilecek kedi dostlarımız yanında bir gün Kooperatif emekçilerinden Gazi Mahallesi’nde sahibinin terk ettiği Robin isimli köpeği getirdi. Robin’in gelişiyle birlikte Kozyatağı’nın içinde kedili, köpekli, sebze, mevye bahçeli doğal bir ortam oluşmuş oldu.  Ancak koşullardan kaynaklı Robin’i yakın bir dostumuzun yanına bırakmak zorunda kaldık. Robin kısa süreli misafirliğine rağmen Salkım serüveninin önemli bir parçası olarak gönlümüzde yer edindi.

Pandemiyle ilgili kısıtlamasının kalkmasının ardından Söğüt Kafe’yi hızlıca açtık.

Böylece Kooperatife alışverişe gelen dostlarımız, çarşıya, pazara, akşam gezisine çıkan mahalleli “doğal klimalı” kafemizde soluklanıp kek, kurabiye, tost, börek eşliğinde çayını kahvesini içebileceği, isterse kooperatif ürünlerinden hazırlanmış kahvaltısını yapabileceği, dost sohbetlerini koyultabileceği bir mekana kavuşmuş oldu.

Şimdi sıra projemizin üçüncü ayağı Kitaplıkta

Kitaplığımızı açabilmek hemen bir kitap bağış kampanyası başlattık. Kooperatife başından itibaren büyük emeği geçmiş bir abimizin yoğun emeği ile bu noktada hızla mesafe alındı. Kooperatif ve kafe müşterilerinden, dostlarımızdan yüzyüze ya da sosyal medya yolu kitap bağış kampanyasına katılmaları çağırısı yaptık.

Kütüphane işlevi görecek bir kitaplık oluşturma planımız çok büyük ilgi, saygı ve sempati uyandırdı. Gerek mahalleden, ilçeden, ilin ve ülkenin dört bir yanından kitaplığımıza adeta kitap yağmaya başladı. Raflarımız yavaş yavaş doluyor kitaplığımıza ilgi artıyordu. Pandeminin en yoğun olduğu günleri yaşıyorduk. Tam o süreçte çalıştığı inşaatta bir kalp spazmı geçirdikten sonra tedavi gördüğü hastahanede virüse yakalanıp yaşamını kaybeden Dev Yapı İş üyesi İnşaat işçisi Hasan Oğuz’un adını kitaplıkta yaşatma kararı aldık. Artık kitaplığımız Hasan Oğuz Kitaplığı idi.

Hasan Oğuz’un isminin ölümsüzleştirilip yaşatılması kitaplığımıza ayrı bir değer, saygınlık kattı. Kitap bağışı sürecinde oldukça pozitif, sempatık ilişkiler oluşturuldu, yeni dostlar edindik. Salkım Yerleşkesi’ndeki çalışmalara gönüllü çalışan olmak isteyen yeni dostlar katıldı.

Mahalleden çalışmalarımıza kitap bağışının ötesinde destek vermek, katkıda bulunmak için dostlarımız adeta yarışıyordu. Mahalleden bir dostumuz Kitaplık odasında kullanılmak üzere bir masa armağan etti. Bir başka dostumuz Kitapların arşivlenip listelenerek düzenlenmesi işini üstlenerek günlece iğne ile kuyu kazarcasına çalıştı emek verdi.

Bağış kampanyamız o kadar ilgi gördü ki bağışlanan kitapları kitaplığımıza sığıdıramaz olduk. Kitaplığımıza sığdıramadığımız kitapları kardeş kültür merkezlerine benzer amaçlı değerlendirmek üzere yönlendirdik. Halen kitaplığımıza kitap bağışlanmakta.
 
Hasan Oğuz  Kitaplığı hazır olunca Hasan Oğuz’un anısına yakışır salgın koşullarına uygun bir tören ile kitaplığın açılışını yaptık.

Şimdilerde Hasan Oğuz Kitaplığı mahallelinin gelip kafede okuyarak, gerekse emanet olarak evine aldığı kitaplar ile yararlanabileceği zengin kaynaklı bir Halk Kütüphanesi işlevigörüyor.

Kooperatife alışveriş için gelen dostlarımız, kafemizde bir çay kahve molası verip soluklanırken Hasan Oğuz kitaplığını da ziyaret ediyor, henüz istediğimiz gibi biçim veremediğıimiz tarımsal çalışmamız sebze bahçemizi geziyordu.

Salkım projesine başlarken “Çaresiz Değiliz Meclisleri” olarak ana hedefimiz yerellerde sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal ve dayanışma faaliyetleri yürütmekti. Bu amacın önemli bir aracı olan Hasan Oğuz Kitaplığını daha işler, daha bilinir hale getirmek için bir mahalleli dostumuzun önerisi üzerine “Çarşamba Sohbetleri” başlattık.

Kooperatif kafesinde Mahalleye akşam serinliğinin indiği saatlerde salgın koşullarına uygun olarak az sayıda katılımcı ile güncel siyasal, sanatsal, bilimsel konularda kiminde uzman konukların sunumu ile keyfli verimli sohbetler düzenledik.“Çarşamba Sohbetleri” kısa süre içinde Salkım Yerleşkesinin klasiği ve vazgeçilmezi oldu.
Yerleşkemizin dördüncü ayağı örnek tarımsal üretim çalışmamız sebze bahçemizdi.

Salkım Kooperatifi koşullar ve olanaklardan kaynaklı “Kervan yolda düzülür.” yöntemi ile yola çıktığı için gönlümüzdeki arslan üretim olsa da ilk aşama hedefi tüketim kooperatifi ayağını oluşturmak oldu. Amacımız bu noktada üreticiden aldığımız organik ve sağlıklı gıdayı aracısız ve olabildiğince uygun fiyata tüketiciye ulaştırmaktı. Bugün mutlulukla ifade ediyoruz ki, bu hedefimize ulaştık.

Ancak akıllarda, gönüllerde üretim yapmak vardı. Üretim sürecinin ilk testini Salkım Yerleşkesi’nin başlangıçta çöplük, mezbelelik olan kısmını mahalleye yeşil alan olarak kazandırdığımız bahçemizde yaptık.

Bahçemizin uygun bölümünü önce ekime hazır hale getirip “Kadıköy Dayanışma ağı” kanalından gelen ata tohumu sebzeleri yine o kanaldan gelen arkadaşların emeği ile diktik.Domates, biber, fasulye, marul, mısır bir dönem sonra boy verip meyveye durdu, hasadını yaptık.

Salkım’ın ilk geniş çaplı üretimini İstanbul/Çatalca/Nakkaş köyünden Salkım dostlarının kullanımımıza ayırdığı 5 dönüm tarlada ata tohumu ilaçsız, kimyasalsız mısır üretimi gerçekleştirdik.

Tarımsal üretim yeterli makinalaşma olmayıp el emeğine dayanırsa oldukça güç ve meşakkatli yoğun emeğe dayalı bir uğraş. Bunun farkına varmak için bir günlük mısır hasatı deneyimimiz yetti.

Hasat günü erken saate İstanbul merkezlerinden gençlerden oluşan iki ekip halinde Çatalca’ya yola çıktık. Hasat öncesi Çatalcalı dostlarımızın konukseverliğinde sabah kahvaltısından sonra Ağustos sıcağı altında genç arkadaşlarımız dört koldan tarlaya daldı

Akşam hasat tamamlanıp mısırları traktör kasasına yükleyip konuk olduğumuz dostlarımızın bahçesine doğru yola çıktığımızda yorgunluktan bitap düşmüş ancak içimizde güzel bir iş görmenin saadetiyle ”çocuklar gibi şendik.”

Dostlarımızın mangal partisi ile hasat gününün finalinde geriye tatlı bir yorgunluk, unutulmaz bir deneyim kaldı. Şimdi sırada hasat ürünlerinin İstanbul’da satış noktalarına ulaştırılıp pazarlanması aşaması vardı. Öncelikle ürünün bir miktarını dayanışma içinde olduğumuz kardeş tüketim kooperatiflerine, kalanını da tüketicilerimizin yoğun dayanışma duygusu ve gerçek anlamda doğal ata tohumu, ilaçsız, kimyasalsız, yanlızca yağmur suyu ile beslenmiş organik ürünlere ulaşma isteğine bağlı olarak tüketiciye ulaştırdık.

Tarımsal üretim üretim noktasında yaşanmadığı sürece çok zorlu bir süreç. Bu nedenle Salkım’ın bundan sonraki dönemde üretim stratejisi Anadolu’nun dört bir köşesinde Salkım kooperatifi ilkelerine uygun koşullarda üretilmek koşulu ile üretici dostlarımızın ürettiklerinin Salkım markası ile değerlendirilmesi, tüketiciye ulaştırılması olacak. Ancak gönlümüzde ve aklımızda üretim ayağını oluşturmak da var ilk fırsatta tekrar.


Son Söz ve Sonuç


Salkım’ın öyküsü henüz yeni başlıyor. Bu öykünün nereye varacağına, öykünün gerçek yazarı ve kahramanları olan; Kozyatağı ve Kozyatağını çevreleyen bölgelerde oturan halkları karar verecek.

Salkım Kooperatifi insanlığın büyük özlemi olan özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ideallerinin taşıyıcısı bir  yerel bir insiyatif olarak halkın en temel ihtiyaçlarını piyasacı mantığın esaretinden kurtarmayı şiar edinmiş durumda. Güzel yarınlara ancak tek tek sahip olduğumuz güç ve olanakları biraraya getirerek ulaşabileceğimizi biliyoruz. Bu noktada sizleri Salkım gibi halkın sözü, sesi ve umudu olma iddiası taşıyan yapıların içinde yer almaya, onlara omuz vermeye davet ediyoruz. Gezi’nin o güzel sloganı son sözümüz olsun: Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz...

Sevgi, dostluk ve dayanışma ile….
 
Görseller:
Yazara aittir, izinsiz kullanılamaz.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.