Gülün 48 Yıllık Zaman Yolculuğu

Yazar: Betül Erzincan
 
Yıllar önce insanların kurtuluş yolu olarak gördükleri kooperatifleşmenin günümüzde değeri daha bir anlaşılsa da, önceleri ellerinde ne varsa satarak kooperatife üye olan insanları düşündükçe daha bir içim burkuluyor. Neden mi dersiniz? Çünkü önceleri bu kadar makineleşme yoktu ve insan ekim, dikim, harman, her bir adımı el araçları ve hayvanlar yardımıyla yapılıyordu, emek daha çoktu, elde olan daha değerliydi. O zamanlar ahırındaki hayvanını gözden çıkarıp üye olanlarla tanıştım Kooperatiflere; içim bir daha burkuldu. Üreticinin zaten hayvan sayısı da çok azdı ve bazıları tek hayvanını da kooperatife üye olmak için satmıştı.

Anlattığım olay Afyonkarahisar’ın Başmakçı İlçesi'nde gerçekleşiyor ki o zamanlar ilçe bile değil, 1987'de ilçe oluyor. Kooperatif kuruluşu 1972 yılı ve gül yağı üretimi üzerine kurulmuş bir fabrika. 2010 yılında organik olarak da gül yağı üretimine başlanmış. Almanya ve Fransa’ya organik gül yağı ihraç ediyor. Kuruluş yeri ilçe olsa da asıl üreticiler köylerde ve gül kooperatifinden ziyarete gelenler olduğunda sevinçle ve mutlulukla karşılıyorlar ki köylerde zaten geçim kaynakları kısıtlı ve o zamanlar gül gerçekten iyi para kazandırıyor; el üstünde tutmasınlar da ne yapılsınlar!
Konvansiyonel üretim de var organik üretim de. Her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, kalem kalem ayrılmış. Gelin şimdi size birazcık onlardan bahsedeyim.
 
İlk olarak üretici konvansiyonel üretim yapacaksa kayıt olması yeterli, organik üretim yapmak istiyorsa kooperatif tarafından üretici adına kayıt açılıyor. Açılan kayıtta öncelikli olarak organik tarım sözleşmesi, kooperatif sözleşmesi imzalatılıyor, gülün yapılacağı yerin tapusunun fotokopisi alınıyor. Tarlasının bulunabilmesi için el çizimi bir kroki dahi bulunuyor bu dosyada. Eğer gül zaten tarlada mevcut ise, yani konvansiyonelden ekolojik tarıma geçilecekse yine de aynı işlemler uygulanıyor. Sadece hayvan gübresi atmalarına izin var ve geri bütün kontroller kooperatifteki ziraat mühendisi tarafından takip ediliyor ki gülde bir sorun oluşursa da kooperatife bir telefon etmeleri yeterli oluyor. Sezon öncesi, yani güller uyanmaya başlamasıyla kooperatifin anlaşmalı olduğu organik tarım organizasyon firmasından yetkili kişi gelip kooperatifteki ziraat mühendisi ile tek tek üreticileri gezerek neler yapmış tek tek dosyasına işliyor. Ürünlerin organik olabilmesi için 3 geçiş yılı gerekiyor ve 4. yıl organik olarak güller organik kazanlarında kaynatılıyor.

Şimdi gelelim hasat zamanına… Alım yapılan her köye bir kişi kantarcı olarak seçiliyor ki bu kişilere de ayrı bir kantarcı ücreti kooperatif tarafından tahsis ediliyor. Bu kantarcılara hasat öncesi kooperatifin yaptırmış olduğu gülü serin tutup uçucu yağının kaçmamasını sağlayan çuvallar bırakılıyor. Bu çuvalların üzerinde yeşil olarak EKOLOJİK, kırmızı olarak KONVANSİYONEL yazılmış. Kantarcı gelen gülleri bu çuvallara tartıp her üretici için kayıt tutuyor ve fiş kesiyor (biri üreticide, biri kantarcıda, birisi de kooperatife ulaştırılmak üzere 3 nüsha). Kayıt tuttuğu listeler de kooperatif tarafından hazırlanmış kırmızı ve yeşil renklerle ayrıştırılmış şekilde ve böylelikle organik olanların karışmaması için gerekli özen de sağlanmış oluyor.

Kantarcıdaki alım sonrası kooperatif çalışanları araçlarıyla gelip gülü alıyor ve gülün yolculuğu başlıyor. Araç kooperatif fabrikasına ulaştığında kırmızı çizgiyle fabrikayı tam ortadan ayıran bölüme yanaşıyor ve organik olan çuvallar kırmızı çizginin sağına, konvansiyonel olanlar kırmızı çizginin soluna ki karışma imkansız; çuvallar kırmızı ve yeşil yazılarla yazılı hatırlarsanız. Burada da bir tartıma giriyor ki gül yağı uçucu bir yağ yapısına sahip, ne kadar bir kayıp var onu öğrenmek amaçlı. Çuvallar tartım sonrası ayrı ayrı kendi kapılarından kazanlarının olduğu bölüme getiriliyor. Bir bakıyorsunuz ki alım yerindeki kırmızı çizgi burada da mevcut. Kazanlarda da organik güllerinki EKOLOJİK yeşille yazılı, KONVANSİYONEL kırmızıyla yazılı yine bağırıyor oradan renkler, karışma imkansız. Güller kendi bakır buhar kazanlarına basılıyor ve sezon boyunca bu işlem baştan başlayarak devam ediyor.
 
Gül yağı elde edilmesi de ayrı bir meziyet. 3,5 ton gülden 1 kg gül yağı, bazen zaman kaybından kaynaklı 4,5 tondan 1 kg gül yağı elde ediliyor. Bu yüzden gül işletmesinde hasat süresi boyunca gülün fabrikaya ulaşma zamanı en önemli şey.

Hasat sonrası çıkan gül yağının miktarına ve masraflara kadar her şeyini hesaplayan kooperatif numune verdiği alıcıları ile anlaşarak üreticisine vereceği parayı hesaplıyor ve belli zaman aralıklarında köy köy gezerek parasını bizzat ellerine veriyor. Ne kadar güzel değil mi? İş tabii bununla da kalmıyor. Kışın ölü dönemde gül üreticisi gülüne daha bir dört elle sarılsın diye yeni sezonda gül için yapacakları masrafları karşılaması için kooperatif çalışanları bir önceki yıl fabrikaya teslim ettikleri gül miktarı üzerinden belli bir kısmını avans olarak üreticisine veriyor. Ne kadar naif bir düşünce!

Gel gelelim o naif düşünceli üreticisini kollayan kooperatif yöneticilerinden günümüze…

Merak ediyorsunuz değil mi ne oldu onlara?
 
Bu yıl öğrendiğime göre maalesef fabrikada gül kaynamamış, yani hiç üretim yok. Gül üreticisi mi? Eh bilirsiniz işte, köylerdeki genç nüfus okumak için ya da daha iyi şartlarda yaşamak istediğini düşündüğü şehirlere göç etti. Kalan yaşlı nüfus ise zaten zar zor işlediği gülün geçen yıl alamadığı parasıyla ya gülünü sökmüş ya da başka bir işletmeye gülünü yok parasına satmış. Kooperatif neden ödeme yapamamış diye soracak olursanız denetimlerin azalması ile organik gül yağında kalıntı çıkmış ve yağı satamamış; böylelikle satamadığı yağın parasını da üzülerek söylüyorum ki ödeyememiş.

Bir zamanlar oradan ekmek yemiş ve güle orada ayrı bir aşık olmuş biri olarak umarım böyle güzel bir kuruluşu gerçekten önemseyen değer veren birileri çıkar da yönetmek için kolları sıvar hem üretici hem kooperatif hem ülke kazanır.

Sürç-i lisan ettimse affola. Saygı ve sevgiyle…
 
Görseller:
Yazara aittir, izinsiz kullanılamaz.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.