Nefes Almak

Yazar: Ahmet Cemal Saydam
 
Nefes almak.

Covit 19 öncesi hayattaki en önemli şey ne deseniz, çoğumuz sağlık der geçerdi. Para, iş, aşk, her şey denirdi ama özellikle bu virüs sonrası hele de bu hastalığı atlatanlar için en önemli şey bir anda nefes almak oldu. Aman nefes almaya da devam edebilelim. Çare de basit aslında. Virüsten uzak dur. Virüsün yayılmasını engellemek için evde kalın, nefes alın. Aldığınız nefeste sadece hava olsun ama sadece hava. Hava deyip de geçmeyin. Bildiğiniz havadan da öte, havanın neler yaptığını mesela Mayıs 2015 sayısında okuyun. Mart 2015 sayısında da "Havadan Tozdan" başlığında olarak bu konuda sohbet etmişiz. Ocak 2015’te de konunun özüne girmişim. "Yaşayan Bulutlar" demişim. Bulut da yaşar mı, değil mi? Bulut su ise benim de neredeyse %60-70’im su ise? Suyun yaşaması için illa benim içimde mi olması gerekiyor? Ben canlıysam su da benim %60-70’im ise demek benim içimdeyken su da canlı. Tuvalete gittim, katil mi oldum? Vücudunun %99.36’sı su olan medüzler var. Yaşıyor mu yaşıyor!
 
Hava der geçeriz. İçinde şu kadar oksijen, azot, vb. gazlar... Kimi zaman da duman, sis, kir, pis... Ama kimi zaman da yukarıdaki yazılarımda bahsedildiği gibi içerisinde bol bol çöl tozu... O zamandan bu zamana yapılan araştırmalar bize sahra tozlu günlerde havada amino asitlerin varlığını da gösterdi. Onların amacı doğaya hayat katmak, can vermek. Ne de olsa amino asit bunlar, proteinin yani hayatın ana taşları, olmazsa olmazları. Oluşması için gerekli koşulları; örneğin Anadolu için lodos rüzgarları ve içerdikleri Sahra çöl tozları ve de bulut; rahatlıkla sağlayabiliyor. Tozlu hava bize alçak basınçla gelir, bu sistemlerde rüzgârın hareketi bizim yarı kürede koriyolisis etkisi nedeni ile saatin ters yönünde olur. Önce lodos rüzgârları ve de toz gelir, bulut oluşur, poyraz bu sistemi soğuk havası le besler, yağış oluşturur ama sistem doğuya doğru hareket edince Anadolu’da bu sefer kuzeyden gelen poyraz esmeye başlar. Poyrazın geldiği yerler ise bu mevsimde ya karla ya da ıslak olan Rusya, Ukrayna veya su olan Karadeniz olur. Yani hiç toz içermezler, atmosferde sadece bildiğiniz hava olur. İşte iki zıt koşul yarattık bile. Biri lodosla oluşan ve içinde hayat oluşturan aminoasitleri de taşıyan ancak içerdiği parçacıklar nedeni ile sanki hava kirliymiş gibi görünen hava diğeri ise içinde sadece azot, oksijen taşıyan hava. Bildiğiniz içi bomboş hava.
 
Şimdi düşünün ki Covit 19 taşıyan birisi öksürdü veya hapşırdı. Ağzından çıkan zerrecikler şu kadar yayıldı. Hızıydı yayılımıydı, önemli değil. Hasta kişi hapşırdı ve düşünün ki o anda hava poyraz, yani havanın içinde sadece hava var. Ağızdan çıkan zerrecik her ne kadar gidecekse o kadar gitti ve yerçekimi ile yere doğru harekete başladı ve oraya da indi.  İşte evde olmamızın veya sosyal mesafenin nedeni... O anda etrafa saçılan virüslerden olabildiğince uzak kalmak. Daha sonra da o zerreciklerin indiği yerlere de temas etmemek.
 
Peki o şahıs bir de havaların lodos olduğu atmosferde havanın yanı sıra bakteri mantar virüsün daha da uzun süre yayılımına olanak sağlayacak organik madde açısından daha zengin bir ortam varken hapşırmış ise... O zerrecikte hastadan gelen bakteri mantar virüs yok muydu? Vardı. Peki o zerrelerin çıktığı ortam o zerrelerin daha da fazla hayatta kalmalarına olanak sağlıyor ise?  Yere düştü iyi de benim Sahra tozları da yere iniyor ve o nedenle sarı lekeler bırakıyor.
 
Demek ki Sahra tozlarının olduğu günlerde bu Covit 19'un daha da geniş etki alanı bulması ve oradan geçenleri de etkilemesi yani bulaşması mümkün mü? Mümkün. Nasıl test edeceğiz? Ne yazık ki ne acıdır ki hastalanan kişi sayısı ile... Hani şu yapılan testeler sonucu ortaya çıkan sayı. Hemen "Test sayısı ile görecelidir, normalize ettin mi?!" falan demeyin. Karşı çıkacaksanız zaten şimdiye kadar havanın içinde havadan başka şeyler dediğim anda karşı çıkmışsınızdır. Eğer karşıyım karşı her şeye karşı yaklaşımınız var ise zaten okumaya devam etmeyin. Bir sonraki yazı daha enteresan gelecektir veya bir önceki. Ben sadece küresel anlamda açıklanan verileri alıyorum ve onları kendi yaklaşımım ile yorumluyorum. Tozlara olan ilgim ve de Sahra Çölü'nün bu dönemde Akdeniz’e doğru daha çok toz atması nedeni. Bu mevsimde zaten en aktif olan da yine Sahra ve bol bol tozu Avrupa’ya doğru atar durur. Cemreleri de tamamladığımız için bu tozlu ve de yağışlı hava gittiği her yere bereket getirir. 16-22 Mart arasında İber Yarımadası toza bulandı. Çok yoğun toz her yanı kapladı; toz, bulut, yağış. O günlerden bir örnek Şekil 1’de.

Şekil 1.19 Mart 2020 İber Yarımadası üzerinde toz bulut varlığını gösteren uydu görüntüsü.
 
Günler geçti ve ben de hepimiz gibi gündemi saran konuya daldım. Vaka sayıları o kadar arttı ki artık grafikler yayınlanmaya başladı. Ülkelere ait veriler ve her nasıl oldu ise İspanya’ya bakacak oldum. Şaşırdım. Durduk yerde vaka sayısında ani bir sıçrama. Öyle böyle de değil durduk yerde sanki ikiye katlanan bir artış. Biliyorum ya İber Yarımadası'na toz gelmişti. "Acaba mı?!" dedim. Bazen de düşünürüm, "Sana ne oluyor, al işte ortada anlı şanlı bilim kurulu var"... "Her şeyi biliyorlar, bırak sana ne" diyorum. Sonra içimi kemiriyor yine ve bakıyorum. Anlı şanlı bilim kurulu daha virüsün inkübasyon süresini tam olarak saptamamışken ben bakıyorum ki tozların İber Yarımadası'na gelmesini takip eden 6/7 günde sayılar ok gibi fırlamış.  İspanya’da üç binlerden altı binlere. Aklıma hemen İber Yarımadası'nı paylaşan Portekiz geliyor. Öyle ya aynı yerdeler, sırt sırta vermişler. Portekiz’de ne olmuş acaba dedim. (Şekil 2) İspanya’ya göre ufacık elbette, o nedenle sayılar daha düşük ama iki grafiğe de bakınca bir benzerlik var ve "İşte bu!" diyor insan. Oturdum 3 Mart- 26 Nisan aralığındaki vaka sayılarını excele aktardım. Beraber grafiğe aktardım. (Şekil 2).
Şekil 2. İspanya ve Portekiz’de günlük vaka sayıları.
 
İyi günde kötü günde beraberiz misali... Şaşırtıcı. Tabii ki şüphelendiğim bir şey vardı. Sahra tozları. Elbette etrafta virüs olmalıydı ve toz gelemeden önce de virüs taşıyan insan sayısı az da olsa vardı. İnkübasyon süresi ne idi bilinmez ama benim grafiklere göre tozu takip eden 6/7 günde vaka sayıları istatistiksel olarak bile karşı konmayacak kadar artıyor. Tozun en yoğun olduğu günler 19/20 Mart. İspanya Portekiz’de de sayılar tam 6/7 gün sonra 26-27 Mart günlerinde ani sıçrama yapıyor.
 
İtirazcılar demeden ben diyeyim... Peki başka yerlerde ne olmuş? Beni Facebook’ta izleyen bir takipçim "Pakistan’da durum nedir?" dedi. Enteresan geldi. Pakistan’ın toz derdi yok, her zaman toz var, hatta boldan da öte. Dolayısı ile eğer tek başına toz etkili olsa idi sayıların bize başka şey söylemesi lazımdı. Önce Şekil 3’te gösterilen günlük vaka sayılarına baktım. 6 Nisan’da vaka sayısında anormal bir artış.  Demek ki 6/7 gün önce bulut yağış olmalı. Bir de 24 Nisan’da. Hemen uydu verilerine bakıyorsunuz.
Şekil 3. Pakistan’da günlük vaka sayıları.

Şekil 4. 6 Nisan 2020 günü Pakistan’da vaka sayısının artışına neden olan toz bulut olayını gösteren uydu görüntüsü.

 24 Mart 2020 günü izlenen vaka artışına neden olan toz bulut varlığını gösteren uydu görüntüsü.

Şimdi denebilir ki "Vaka sayısı az, neden Türkiye için yapmadın?" gibi her türlü soru olabilir. Verilerin güvenirliliği, vb şeyler. Burada her biri için örnek veremiyorum ama Yeni Zelanda’ya baktım. Gelişmişlik deseniz daha iyisi az sayıda. Dağ bayır çayır temiz hava, koyun, insandan daha fazla. 28 Mart’ta vaka sayısında çok ani bir sıçrama. Covit 19 küresel bir olgu ise oradaki inkübasyon süresi de 6/7 gün olmalı. 28-6/7= 20-21 Mart. Uyduya bak. Tam da dediğim günlerde o bölgenin çöl tozu deposu olan Avustralya’yı yalayan bir hava akımının 20-21 Mart günü Yeni Zelanda’ya ulaştığı görülebilir.
 
Negatif test de yapalım. Diyorum ya böyle bir şeyi öne sürünce ortaya bunun olmayacağını öne süren bu yolda çaba sarf eden pek çok kişi çıkacaktır. O nedenle negatif deney de yapalım. İnsanlar hastalandıkça günler geçtikçe ne yazık ki istatistiksel veriler de artıyor.  Almanya’ya bakalım. Kuralların her şeyden önce geldiği bir ülke.
 
Hastalık oraya da bulaştı mı, bulaştı. Eyaletler tedbir aldı mı, aldı. Grafikler ne der. Alınan bu tedbirler doğrultusunda Almanya zafer kazandı ve vaka sayısı 8 Nisan sonrası azaldı ve 12-13-14 Nisan’da Almanya başarıya ulaştı, vaka sayıları azalma trendinin en alt seviyelerine düştü derken sayılar yeniden artışa geçti. Bir yerde yanlış yaptılar ama nerede. 12-13-14 Nisan. İnkübasyon süresi 6/7 gün yani 5-6-7 Nisan günlerine bakmak lazım. Uydu Almaya pırıl pırıl der. Yani toz olsa bile nem yok yağış yok. 8-9 Nisan’da tılsım bozuluyor ve tedbirlere rağmen sayı artıyor.
 
Sonuç olarak... 
 
Bizim coğrafyamızda Sahra tozlu yağışların olduğu günlerde evden dışarı adım atmayın. O günler Covit 19’un yayılımı için en elverişli günler. Bu yayılım da küresel. Yani tozlu ve da yağışlı veya tozlu bulutlu günlerde küresel anlamda dışarı çıkma yasağı getirilir ise Covit 19’un yayılımını büyük ölçüde engelleriz. Her gün sokağa çıkma yasağı değil belirli günlerde kesin yasaklar koyabiliriz. O günlerin de küresel anlamda nerede olacağını 3 gün önceden de bilebildiğimize göre, (http://windy.com) gerisi basit. Ben benim işimi yapar küresel uyarı yaparım. Bilim kurulu da kendi işini yapar hastanelerde kendimize özgün algortimaları daha da güzel geliştirebilir. Ben her şeyi bilemem, ama onlar da her şeyi bilmiyorlar. Alın işte Covit 19’un inkübasyon süresi 6/7 gün. Nokta. Hala 0-14-28- ... tartışırlar. Ben noktayı koydum bile. Sokağa çıkma kısıtlamalarını da her bir devlet değil bu bilinci sağlarsanız her birey kendisi hava tahmin raporlarına bakarak yapabilir. İşte windy.com sitesi. Gelecek 3 gün için küresel toz tahmini yapar, bulut yağış her şey 3 gün önceden kesin olarak biliniyor. Gerisi basit. Toz, bulut, yağış olunca evde otur. Pencere bile açma. Sosyal mesafeni 3-5 değil 5-10 metreye çıkart. Hepsi bu.

Sağlıcakla kalın, evde kalın, ama o toz ve bulutlu günlerde kesinlikle dışarı adım atmayın. Son nefesinize kadar derin derin nefes alın.
 
Kaynaklar:
  1. Worldview.earthdata.nasa
  2. https://bit.ly/2Yl0KFW
  3. Windy.com

Not: Hava kirliliği ile atmosferik parçacık arasında bağlantı var şeklinde beliren bazı yayınlar var. Bunlar havadaki partikül maddenin sadece kirlilikte çoğaldığını varsaymakta. Havanın kirlenmesi genelde kış aylarında enverziyon dediğimiz dönemlerde, o da sadece şehirlerin üzerinde olur.  Doğa ile uğraşırken kirlilik kaynakları olarak varsaydığımız noktalar o kadar minnacık kalıyor ki, onların etkisi ihmal edilir. Bunu kanıtlamak için son bir uydu verisi göstereyim.
İşte bir toz taşınımı. Bir an bu toz taşınımının içerisine İzmir Aliağa’dan çıkan toz ve bulutun katkısını düşünün. Veya tüm İzmir şehrinin havaya kirlilik kattığını varsayın ve bunu gelen toz içerisindeki yerini düşünün. İşte doğal ölçekler böyle bir şey. Yerel o kadar ufak ki.
 
Görseller:
Yazara aittir, izinsiz kullanılamaz.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Ferhat Temelli - 02.05.2020 00:22
Güzel bilgileriniz için teşekkür ederim .