Hıdrellez Ateşinin Korona Ateşiyle İmtihanı

Yazar: Aşçı Fok Nurdan Çakır Tezgin
 
Koronayı ateşe atmalı 
Hıdrellez alevinde yakmalı
Esaretli günler bitsin diye
Sulara kırmızı gül atmalı.
Bir süredir aklı başında hepimizin ağzından benzer cümleler dökülüyor.

“Geçecek, bugünler geçecek ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak”

Günler hep geçti, geçmeye devam edecek ve biz insanlar yeni durumlara uyumlanmakta çok zorlanmayacağız. Ne var ki eski günlerdeki köklü alışkanlıklarından ödün vermek istemeyenler için işler pek kolay olmayacak gibi!
Yeni dünya hallerimizi bundan sonraki yapacağımız seçimler belirleyecek.

Geçimlerimizi sağladığımız işlerden, kent ve köylere bakış açılarımıza, gündelik alışkanlıklarımızdan gelecek günlere yüklediğimiz beklentilere kadar her şey değişecek. Seyahat ve tatil anlayışlarımız da dahil kişiler arası ilişkilerimize de çeki düzen vereceğimiz yeni bir dönem bu. Yaşamlarımızın her alanı değişim ve dönüşüme uğrayacak. Bizler bu yeni dönemi iç hesaplaşmaların ötesinde değişim, dönüşüm dönemi gibi de algılayabilirsek sanıyorum işimiz biraz daha kolaylaşacak.

Uyanışın sembolü bahar aylarına denk gelen bu süreç, yüreklerimizde pek çok yeni coşku yeşertecektir. Belki de şimdiye kadar hiç düşünmediğimiz denli farklı coşku ve davranış biçimleri üreteceğiz. Ruhsal sepetlerimizi taptaze umutlarla yepyeni hissedişlerle dolduracağız. Uygarlığın işgal ettiği akılcıklarımızı başımıza toplamanın önemini tüm benliğimizde yaşamış ve öğrenmiş olacağımızdan, dersini çalışmış biz öğrenciler kimseden aferin beklememeyi de bu velvelede idrak etmiş olacağız.

“Onay ver” ya da “iptal” şıklarının dışında da sayısız zengin seçeneğimizin varlığıyla şaşkınlığa düşüp ne çok seçim yapabileceğimiz güzellik varmış diyeceğiz. Kim bilebilir!?!

Yukarılardan bir göktanrı şöyle seslense; “Kaldır başını o pizza kutusundan çocuğum, fırlat at o boyalı içeceği elinden” dese, sonra "O kaykıldığın döşekten gözünü ayırmadığın ekrandan kalk bakayım gel şöyle kaz şu toprağı" dese, "Ek şu tohumları, sula şu fideleri, onar şu bahçe çitini, kireçle boya duvarlarını" dese… Yeryüzü ve gökyüzü tanrıları "Yak bir hıdrellez ateşi var gücünle atla üzerinden" dese, sağlık afiyet dileyip "Su kenarında eğlen oyalan, ısırgan otuyla canlan biraz" dese... Sonra "Hızır ve İlyas kardeşlerin, yani denizlerle karaların buluşmasını kutla" dese, "O müstesna özel gün Hıdrellez yılda bir kez, o da bugün" dese. (5 Mayıs gecesinin 6 Mayıs sabahına erdiği gün ve gece)  
 
Hıdrellez mi, o da ne? Adını hep duyup biliyorduk evet, geçmişe ait eski bir seremoniydi değil mi? Son yıllardaki turizmin dişlilerine takılıp para basan göstermelik kutlamalardı diye hatırlayacaktık muhtemelen! 

Öyle olmadığını nasıl anlatsak der demez binlerce elektronik portal imdada yetişecek. Merak eden açıp okuyacak. Hıdrellezin asırlardır pek çok ulusa yayılan ateş, su, toprak ve havayla bütünlük mitolojisi her birimizin evrensel yasası olacak.

En iyisi, geleneksel hıdrellez gününü biz dünya güncelinde kalarak kutlayalım.

Gün yeni bir gün, gün yeni zamanların habercisi; sökün taze soğan ve sarımsakları topraktan, toplayın yemyeşil ısırganları, demet yapıp asın bütün komşu kapılara. Gelinciklerle donatın saçlarınızı, sarılın gövdesi kalın ağaçlara tıpkı sevdiklerinize sarılır gibi.

Sırtınızı yüce dağlara dayadığınızı hayal edip tüm güzel dileklerinizle bir koşu atlayın hıdrellez ateşinden, haydi… 

Bu satırları okuyabiliyorsak yaşıyoruz demektir. Yaşasın HAYAT. 
 
Hıdrellez ateşi yanacak
Bahar bebeleri coşacak
Korona denen müptezel
Kendi çırasını yakacak.
 
Görseller:
Yazara aittir, izinsiz kullanılamaz.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.

Betül - 03.05.2020 19:10
Ellerinize sağlık.