Yüz Felci

Yazar: Çağlar Kuzlukluoğlu
 
Mesleğim hekimlik değil. Lakin hepimizin olduğu kadar benim de bir hastalık geçmişim var.

Bu hastalıkların içinden deneyimi en ilginç olanı “yüz felci” bana göre. 2013 yılının Kasım ayında evde şarabımı yudumlarken 1-2 haftadır süregelen kulak içi kaşıntı ve dil uyuşması sanki bir anda yerini tamamıyla göz sulanmasına bırakmıştı. Belki daha birçok sinyal vermişti bedenim ancak o pazar günü sağ gözümden istemsiz akan yaşlar durumun ciddiyetini kavramama neden olmuştu.

Hemen hastaneye gitmek yerine hekim bir yakınımı aradım. Yüz felci olmuş olma ihtimalin yüksek, aynada yüzüne bak bir gariplik varsa hemen en yakın hastaneye git dedi. Hastaneye gittim, birkaç farklı muayeneden sonra sonuç %33 yüz felci idi. Yüzümün sağ yanından özellikle gözümü etkileyecek biçimde yayılmıştı. Daha da yayılabileceği söylendi.

Doktorun söylediğine göre felç kısa sürede geçer veya uzun bir süre devam edebilirdi. Daha sonra bu kez tıp fakültesi öğrencisi bir dostumla konuştuk. “Çok masum ve ders verici bir hastalığa yakalandın, kıymetini bil” dedi. Bu tuhaf cümleden sonra devam etti, “direkt olarak hayatını etkileyecek bir durumun yok, yalnızca gözüne dikkat edeceksin çünkü çok basit gibi görünen göz kırpma hareketini sağ gözünle şu anda yapamıyorsun, uyurken sana verilen ilaçlarla gözlerini temizleyip gece boyu kapalı tutacaksın, dışarıda da sağ gözünü koruyacaksın aksi takdirde sonu retinanın kuruması ve körlüğe kadar gidebilir.”

İşin başındaki korku ve endişe sonra yerini disiplin ve biraz da mizaha bıraktı. Bir araya geldiğim arkadaşlarımla ilk bakışta anlaşılmayan yüz felci durumunu mimikle göstermeye çalıştığımda oturup gülme noktasına getirmiştim. Bana söylenen “ne kadar birlikte olacağınız belli olmaz” mevhumunu gözeterek hastalıkla ilginç bir denge kurduk. Görüntümde çok bir değişiklik yoktu ancak varlığını yalnızca ben net olarak hissedebiliyordum, detaylara inildiğinde görenleri ve duyanları ciddi, bir o kadar da enteresan düşüncelere itiyordu.

Apelasyon E-Dergi'de konusunun ehli yazarların pek tabii bilgi dolu yazılarını okuyor ve takip ediyoruz. Bense genellikle nevi şahsıma münhasır “duygulara” yönelik bir şeyler karalamaya çalışıyorum. Bu durumdan hareketle Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve 1-2 ay içerisinde hayatımızdaki neredeyse her şeyi değiştiren, öncesindeki hayatımızı ve geleceğimizi sorgulatan virüs vakasına da aynı yaklaşımla değinmeden geçemeyeceğim.

İşler benim yüz felci mevzusundan çok daha ciddi malumunuz. Benim kimseye bir şey bulaştırma yani yaşadıklarımı yaşatma gibi bir konumum olmamıştı o enteresan hikayede ancak kendime dikkat etmek zorundayım, keza hayatımda çok önemli bir yeri olan bir organı ve yetimi kaybedebilirdim. Şimdi oturup düşününce gülümseyerek hatırlayabildiğim o hastalığın neler kattığını daha net anlayabiliyorum. Neden diyecek olursanız ansızın çıkagelen bir sağlık durumunda karşı karşıya olunabilecek en küçük ihtimal dahi insanın belki de normalde dikkatinden kaçan detayları idrakına neden oluyor. Göz kırpmanın ne kadar önemli olduğu üzerine kaç insan böyle bir deneyim yaşamadan oturup düşünmüştür örneğin?

Şimdi ise iyi-kötü yaşantımızdan bizi koparan, sevdiklerimiz hakkında bizi kaygıya iten, yakalananı acı ve ölümle imtihan eden, devletler başta olmak üzere tüm dünyayı çöküş ile tehdit eden bir hadise ile karşı karşıyayız. Şakası yok, daha da vahimi benim orta sınıf ve “yaşanabilir” hayatıma olan etkileri ile dünyanın yarısına tekabül eden imkansızlıklarla örülü yoksul insanlarının hayatlarına etkisi aynı olmadı/olmayacak kuşkusuz. Büyüklüğü sahipleri tarafından bile kestirilemeyen ayrıcalıklı %5-10’un hayatına dahil olacak belirsizlikler de farklı tabi…

Günün sonunda Covid-19 denilen şey, yüz felci kadar “görünmez” değil(di) ancak içinde yaşadığımız evrenin ve üzerindeki yaşamın bu mesele vuku bulmasaydı girilemeyecek ayrıntılarına biraz daha vakıf olmaya vesile oldu gibi görünüyor !

Kendisiyle ne kadar sürecek bir hikayemiz var kestiremiyoruz ama bilim ve cesareti erdem edinenlerin savaşı sayesinde yarına dair ümitlerimizi koruyoruz. Bize düşen benim gözüme dikkat etmem kadar basit aslında, lakin unutmayalım bu ülkede ve dünyada milyarlarca insan bizim için basit görünen “evden çıkmama” tercihini dahi kendi iradesiyle gerçekleştiremeyecek kadar yaşamsal olanaktan yoksun… Sırtını cehalete ve örgütlü kötülüğe dayamış vasıfsız yığınlar ve onları yaratan şaşa içindeki fildişi kule sakinlerine değinmiyorum bile.

Kendinize, sevdiklerinize ve hiç tanımadığınız halde iyiliğinize ihtiyacı olan herkese “gözünüz gibi” bakın!

Bu masum olmayan, can alıcı ancak ders verici virüs sizi ve yaşamı tehdit edebilmekten mahrum kaldığında da… Çünkü göreceğiniz üzere cehalet ve örgütlü kötülüğün karşısında bilim ve iyilik erdemlerinden başka hiçbir şey yok. Birbirine gözü gibi bakan iyi insanların karşısında durabilecek kimsenin olmadığı gibi!
 
Görseller:
  1. NTV
  2. Forbes

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.