Tarımsal Kooperatiflerin Gelişimi - 6

Yazar: Tahsin Ayhan
 
Mevzuat… Köken olarak Arapça. Belli bir konuda yürürlükte bulunan yasal düzenlemelerin tümü diyebiliriz. Yani en üstte anayasayı koyduğunuzda yasa-tüzük-yönetmelik diye giden bir normlar hiyerarşisi özetle…

Yeni sistemle biraz değişikliğe uğradı. KHK ve tüzük norm grupları sona erdi, yerine Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri geldi.

Tarımsal kooperatifler konusunda da Mevzuat hükümleri dendiğinde, en tepeden yani T.C. Anayasası’ndan başlayarak aşağı doğru inmemiz gerekiyor; nereye kadar? ‘Kooperatif Ana Sözleşmemiz’e kadar…

Tarımsal kooperatiflerin gelişiminde Mevzuat kaynaklı gördüğümüz sorunlar var sırada. Konuyu en tepeden başlayarak inceleyeceğiz. Zaman zaman gerekçelerine değinerek, bazen ironiyle, bazen mukayeseyle, çoğu zaman da eleştirel bir yaklaşımla.

Yazı dizimizin bu bölümü biraz uzun sürecek, biraz da sıkıcı konu olarak.

Değişik bir yapıdadır bizim insanımız.

Bir derneğe veya bir siyasi partiye üye olur ama tüzüğünü okumaz. Ya da öyle üstün körü bakar, kendi için birkaç özellikli maddeleri belki. Genelde anlatılanla, gördüğünle veya duyduğunla yetinir, kanaat getirir, karar verir. Ancak bir sorunla karşılaşırsa bakma gereği duyar, hatta çoğunlukla “bakma” yerine “sorma” girer burada da devreye. Bence bu durum bir eleştiri konusudur. Sonuçta sosyal ya da siyasal bir amaçla bir tüzel çatı altında bir araya gelmişsin. Takım tutmak gibi bir şey de değil. Hakların olduğu gibi yükümlülüklerin de var; bilmeden, okumadan, irdelemeden girilir mi işe?

İş ekonomik amaçlı bir birliktelik ise okuma ve irdeleme oranı haliyle biraz yükselir. El mecbur, mal canın yongası. Bir taraftan “kaç lira vereceğiz, kaç lira alacağız, paylaşım nasıl, batar mıyız?” gibi sorunlara matematiksel olarak kafa yorulurken, “devlet acaba borçlardan kimin yakasına yakışır” konu başlığı altında Mevzuat kaynaklı irdelemeler de sorgulama bahsinde yerini alır.

Ortak sıfatıyla tarımsal amaçlı kooperatiflere girişte ise bazen hepsinden farklı, bazen de hepsine benzer yaklaşımlar olabilir. Mesela eğer ki daha evvel başından tatsız bir kooperatifçilik deneyimi geçti ise, yanında kooperatif konusunun açılması kişiyi rahatsız eder, adını bile duymak istemez. Ya da il-ilçe tarımdan gelenlerin sana anlattıkları çok hoşuna gider, muhtar ve güvendiğin birkaç kişi de yönetimde ise katılmakta tereddüt etmezsin,  burada da devletinin sana yanlış yapmayacağı duygusu hakimdir. Merak edip konu hakkında biraz kitap karıştırmak ise, niyetleneni neredeyse pişman edecek bir mahiyettedir.

Mevzuat bu, hususatı umumi. Öyle iki okumakla olsaydı adını bu kadar çetrefilli koymazlardı.

Burada da bir eleştiri noktası var da, zaten yazının konusu olduğundan geçelim şimdilik.
 
Anayasa ile başlayarak konumuza girelim. İlk 1961 Anayasasında var kooperatifçiliğe atıf.

Madde 51: Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.

Kelamı gayet yeterliydi, az ve öz. Zaten eleştirisi de anayasanın kelamı üzerinden olmadı, darlık-bolluk üzerinden oldu. Sonrasında halen de yürürlükte olan 1982 Anayasası’nda yerini aldı.

Madde 171: Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin arttırılmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.

Tabii 1961’den bu yana geliş “Mevzuat” anlamında bu kadar yumuşak olmadı, mesela arada; (Mülga son fıkra: 23/7/1995-4121/15 md.) var.

Bu neyin nesi derseniz, şu:

“Kooperatifler, Devlet’in her türlü kontrol ve denetimine tabi olup, siyasetle uğraşamaz ve siyasi partilerle işbirliği yapamazlar.”

Devletimizin şevkatli kollarından kooperatiflerin de istifadesi amacıyla Anayasamız’a konan bu madde, AB sürecinde koroner tıkanıklığa yol açmaması için sonrasında kaldırıldı.

Her iki Anayasa maddesinde de yer alan ve devlete yüklenen anayasal görev;

“Kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri almak” şeklinde.

O zaman bu gelişimi sağlamada Mevzuat’a yönelik alınan tedbirlere göz atmaya devam edelim.
Geçiyoruz Anayasa’nın 171. hükmü doğrultusunda çıkarılan yasalara:
Kooperatifler Kanunu… Numarası 1163.

1969 yılında ilk olarak yasalaşmış, o yıldan bu güne kadar bir çok kez değişikliğe uğramış, bu değişikliklerde genelde zamanın ruhunun etkileri olmuş, izlerini taşımış, 1988 yılında 3476 Sayılı Kanun’la eksik olan cezalandırma eğilimlerine de mazhar olmuş ve günümüze kadar ulaşmış temel ya da çatı kanun. Bu kanunda aksine açıklama bulunmayan konularda bakılacak Mevzuat ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun anonim şirketlere ilişkin hükümleri.

1581 Sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu.

Tarım kredi kooperatiflerinin kuruluş ve işleyişine ilişkin özel hükümleri içeren bu kanun 1972 yılında yürürlüğe girmiş. Bu kanunda hükmü bulunmayan hallerde gene bakacağımız Mevzuat 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu.
4572 Sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun.

Tarım satış kooperatifleri ve birlikleri için çıkarılan özel bir kanun. 2000 yılında yürürlüğe giren bu kanunla ile genel olarak tarım satış kooperatif ve birliklerine özgü hususlara yer verilmiş. Söz konusu kanun son olarak 2013 tarih ve 6455 Sayılı “Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile esaslı bir değişikliğe uğramış. Bu kanunda düzenlenmemiş konularda ise, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu hükümlerine atıf yapılan hususlarda Kooperatifler Kanunu, kooperatif sözleşmesine atıf yapılan hususlarda ise ilgili ana sözleşme hükümleri uygulanmakta.

Yani özetle biri temel toplam üç Kanun var yürürlükte. Kurduğun kooperatife göre birine tabi oluyorsun. Sadece Kanun anlamında da değil, bağlı olacağın Bakanlık anlamında da.

Mesela tarımsal kalkınma kooperatifi kuracaksan 1163 sayılı Kanun senin için yeterli, diğerlerine bakıp kafanı hiç bulandırma, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlısın.

Yok, eğer tarım kredi kooperatifi kurma düşüncen varsa 1581 Sayılı Kanun önceliğin; ama 1163’ye de ayrıca tabisin. Baştan söyledik çatı kanun diye. Ya tamamen tabisin, ya kenarından. Bağlı olduğun bakanlık gene T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı.

Tarım Satış Kooperatifi’nde ise iş biraz daha değişiyor. Önceliğin sana özel çıkarılan 4572 Sayılı Kanun. Ayrıca 1163 zaten bir kenarda her zaman hazır. Bağlı olduğun bakanlık T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı.

Neden mesela üç ayrı Kanun var, neticede tarımsal amaçlı kurulan kooperatifler bunlar. Neden ikisi Tarım Bakanlığı’na, diğeri Ticaret Bakanlığı’na bağlanmış?

Üç ayrı Kanun var, çünkü evrensel kooperatifçilik ilkeleri çerçevesinde oluşturulmuş 1163 sayılı Kanun kamu idaresine çok cazip gelmemiş, devlet olarak kooperatiflere müdahale edebilmek için özel düzenlemeler yapması gerekmiş. Kimi zaman bu müdahalenin de ötesine geçmiş direkt devletin kendisi kooperatifçilik yapmış, ya da yapması gerekmiş diyelim.

Biri T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı, çünkü devlet O’nu tam olarak “tarımsal amaçlı kooperatif” olarak görmüyor. Sanki diğer tarımsal amaçlı kooperatiflerde üretimin yanında satış boyutu yokmuş gibi, satış özelliğini ön plana alıp Ticaret Bakanlığı’na bağlamayı uygun görüyor.

Dünyada üç ayrı Kanuna ve iki farklı Bakanlığa bağlı “Tarımsal Amaçlı Kooperatifçilik” mevzuatına sahip başka bir ülke örneği var mı bilmiyorum. Hollanda kooperatifler aracılığı ile tarımsal mucizeler yaratan bir ülke. Tek başına notere gidip matbu ana sözleşmeyi doldurarak tarımsal amaçlı kooperatif kurabiliyorsun. Kooperatif adıyla özel bir yasası bile yok. Dernekler Yasası üzerinden kuruluş gerçekleşiyor. Yasalar da öyle kolay kolay değişen türden değil. Boşlukları kooperatif olarak doldurursan Kooperatif, dernek olarak doldurursan Dernek kurmuş oluyorsun. Kuruluştan sonra ikinci üyeyi bul yeter, tescile hak kazandın.

Baktığında ülkemizde anayasal vazife gereği genel olarak bazı tedbirler alınmış alınmasına da, bunların ne kadarı kooperatifçiliğin gelişmesi amaçlı, ne kadarı kooperatifçiliğin kontrol ve gözetim altında tutulması amaçlı tedbirler olduğu konusunda biraz soru işaretleri var.

Alınan tedbirler gereği hazırlanan kooperatif örnek ana sözleşmelerine geçmeden önce çatı Kanunu, yani Kooperatifler Kanunu’nu biraz daha inceleyelim. Sonuçta ana sözleşmelerin dayanağı bu kanun.

Ana sözleşmeler önemli. Bizim iç hukukumuz, tüzüğümüz. Neye göre hazırlanmış, ne amaçlanmış, ne yazılmış…
 
Kanun düzendir.
İyi Kanun iyi düzendir.
(Aristo)
 
Görseller:
  1. Sözcü Gazetesi
  2. Arşiv

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.