Atatürk'ün Son Günleri

Yazar: Mehtap Yılmaz
 
10 Kasım, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çok sevdiği ülkesine ve hayata veda ettiği gündür. Ölümünün 81. yıldönümünde kendisini sonsuz saygı ve minnetle anacağız.

Atatürk’ü ölüme götüren rahatsızlığı ilk 1938 yılı Ocak ayında belirti vermeye başlamıştır. Hükümete bildirilen resmi rapora göre, 1938 yılının Ocak ayında Atatürk’ün vücudunun alt kısmında kaşıntılar başlamış, hafif olmakla beraber burun kanamaları da olmuştur. Bu belirtilerle birlikte genel belirtiler de ortaya çıkınca Atatürk’ün muayenesine lüzum görülmüştür. İlk olarak Yalova’da Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp ve Dr. Nihad Reşad Belger kendisini muayene etmişler ve 3 parmak kalınlığında ciğer çok büyük olmayan hasarı bulmuşlardır. Bacak ve ayaklarında kaşınmadan dolayı kabarcıklar bulunmaktaydı ve o sıralar 70 kg ağırlığındaydı. Ankara’ya giderken soğuk algınlığı yaşamış ve ciğerde kan toplanmıştır. Bu hastalık esnasında epeyce sarsılmıştır.

28 Şubat’ta bir grup doktorun yaptığı muayenede Atatürk’ün karaciğerinde sertlik dikkati çekmiş ve bu arada hasar da büyümüştür. Bacaklarda şişlik olmadığından önceki tedaviye devam edilmiştir.

Mart ayında Paris’ten gelen Prof. Feissenger, Neşet Ömer’le yaptığı konsültasyonda Atatürk’ün hastalığının Hepatite Sclero-Congestive Ethylique olarak teşhis edilmiştir. Hastalık o aralarda iyiye doğru gitmektedir. Atatürk Ankara’dan İstanbul’a döndüğünde vücudunun alt kısımlarında şişlikler olduğu, karnın asit birikmeye başladığı için hastalığın Sirrhose olarak kesin tanısı konulmuştur. Bir süre sonra hastalık birdenbire ciddi bir evreye girmiş,  gösterilen bütün özenli bakıma rağmen sürekli ilerlemiştir.

Ekim ayında Atatürk’ün sağlığı hakkında raporlar yayınlanmış, Türk Ulusu bilgilendirilmiştir. Kendisinin sağlığı ile ilgilenen doktorlar şunlardır:

Bakımıyla ilgilenen doktorlar                     Danışılan doktorlar
Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp                        Prof. Dr. Akil Muhtar Özden
Prof. M. Kemal Öke                                      Prof. Dr. Hayrullah Diker
Dr. Nihad Reşad Belger                               Prof. Dr. Süreyya Hidayet Serter
                                                                        Dr. Abrevaya Marmaralı
                                                                        Dr. Mehmet Kamil Berk
18 Ekim 1938
 
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden (İstanbul, 17 Ekim, A.A.)
  1. Cumhurbaşkanı Atatürk’ün sağlık durumu hakkında, hastaya bakan ve danışılan doktorlar tarafından bugün verilen rapor ikinci maddededir.
  2. Cumhurbaşkanı Atatürk’ün karaciğer rahatsızlığı, normal seyrini sürdürürken 16 Ekim 1938 Pazar günü birden aşağıdaki belirtileri göstermiştir:
                a. Saat 14:30’dan 22:00'a kadar gittikçe artarak devam eden genel zayıflık ile birlikte sindirim ve sinir belirtileri. Bu saate kadar nabız dakikada 116, solunum 22 ve ateş 36,5 derece.
                 b. Saat 22:00'den itibaren sabah 10:00'a kadar yukarıdaki belirtiler kısmen hafiflemiş, nabız dakikada 104, solunum 20 ve ateş 37 derece olmuştur.
 
Gece yapılan bildiri

Bugün dün akşamkine oranla daha iyi geçmiştir. Sinir belirtilerinde bir değişiklik yoktur. Nabız düzenli dakikada 116, solunum 20 ve ateş 37 derece olmuştur.
 
19 Ekim 1938
 
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden (İstanbul, 18 Ekim, A.A.)
 
Sabah saat 10:00'da verilen rapora göre Atatürk’ün genel durumunda bir değişiklik yoktur. Geceyi daha iyi geçirdiler. Nabız 90-100 arasında, solunum 18 ve ateş 36,4 derece olmuştur.
 
Gece yapılan bildiri

Akşam saat 20:00'de verilen rapora göre Atatürk’ün rahatsızlığı aynı halde devam etmektedir. Nabız 120, solunum 22 ve ateş 38 derece olmuştur.
 
20 Ekim 1938

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden (İstanbul, 19 Ekim, A.A.)

Sabah saat 10:00'da verilen rapora göre Atatürk’ün genel durumunda bir değişiklik yoktur. Geceyi rahatça geçirmişlerdir. Nabız düzenli 88, solunum 18 ve ateş 36,4 derece olmuştur.
 
Gece yapılan bildiri

Akşam saat 20'00'de verilen rapora göre sinir belirtilerinde hafif fakat açık bir iyilik vardır. Genel durum daha iyi.  Nabız düzenli 108, solunum 20 ve ateş 36,9 derece olmuştur.
 
21 Ekim 1938

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden (İstanbul, 20 Ekim, A.A.)

Sabah saat 10:00'da verilen rapora geceyi çok rahat geçirdiler. Genel durum daha iyi, nabız düzenli 102, solunum 20 ve ateş 36,8 derece olmuştur.

Gece yapılan bildiri

Akşam saat 20:00'de verilen rapora göre sinir belirtileri tamamen geçmiştir. Genel düzelme artmaktadır.  Nabız düzenli 94, solunum 20 ve ateş 37,1 derece olmuştur.
 
22 Ekim 1938

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden (İstanbul, 21 Ekim, A.A.)

Sabah saat 10:00'da verilen rapora geceyi rahat geçirdiler. Genel düzelme artmaktadır, nabız düzenli 94, solunum 20 ve ateş 36,9 derece olmuştur.
 
Gece yapılan bildiri

Akşam saat 20:00'de verilen rapora göre bugünü çok iyi geçirdiler. Genel durumdaki iyilik devam etmektedir.  Nabız düzenli kuvvetli 80, solunum 20 ve ateş 36,9 derece olmuştur. Bundan sonra 24 saatte yalnız bir rapor yayımlanacaktır.

23 Ekim 1938 (Millete Müjde)

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden (İstanbul, 22 Ekim, A.A.)
Akşam saat 20:00'de verilen rapora göre, bir hafta evvel ortaya çıkan belirtiler tamamıyla geçmiştir. Nabız düzenli kuvvetli 80, solunum 19 ve ateş 36,8 derece olmuştur. Hastalık normal seyrine dönmüştür. Günlük bildirim yayımlanmasına gerek kalmamıştır.

Atatürk’ün son zamanlarını ise kendisinin bakımını üstlenen doktorlardan Prof. M. Kemal Öke anlatmıştır.

Bir gün M. Kemal Öke Suadiye’deki evinden telefonla aranıp Dolmabahçe Sarayı’na çağırılmıştır. M. Kemal Öke saraya geldiğinde Atatürk’ün karnında toplanan suyun alınması konusu konuşulmaktadır. Uzun tartışmaların sonunda yurt dışından doktorların da olduğu heyet, suyun alınmasına karar vermiştir. Atatürk bu konuda çok hassastır ve bağırsaklarının delinmesinden endişe etmektedir. M. Kemal Öke ile yalnız görüşmek ister. Yapılan açıklama kendisine yeterli gelir ve su alınır.

Ancak çok zaman geçmeden Atatürk’ün durumu tekrar ağırlaşmıştır. M. Kemal Öke, yine, bu sefer Dr. Neşet Ömer tarafından çağırılmıştır. Yapılan görüşmede Prof. Fisenje ile birlikte ağrı kesici ilaçlar eşliğinde acı hissettirilmeden Atatürk’ün karnından tam 10,5 lt su alınmıştır. Atatürk karnından çıkan suyla yakından ilgilenir: “Tuhaf şey… Bir gaz tenekesi de ancak bu kadar su alır. İnsan karnında bu kadar ağırlık varken hiç rahat edebilir mi?” der. Karnından su alınan iğneyi görmek istemiş, iğneyi kalın bulmuş ve bir daha gerekirse daha ince bir iğne kullanılmasını istemiştir. Halbuki kendisine daha ince bir iğne gösterilmiştir.

Üzerinden 24 saat geçmeden karnı tekrar şişmeye başlamış. Bu Atatürk’ün canını sıksa da göstermemeye çalışmış, enerjisini düşürmemiştir. Ancak kurtuluşunun olmadığının farkındadır. Çevresindekileri, “Telaş edecek ne var? Ben iyi olacağım” diyerek yine kendisi teselli etmiştir.

16 gün sonra tekrar 10,5 lt su alınmış, Atatürk biraz rahatlamıştır. Ancak diş hekimi ağzına protez takarken kanamaya neden olmuş, kanama zor dindirilmiştir. Atatürk kısmen kendini kaybetmiş ve kendisinde sinirli bir durum oluşmuş, bir türlü rahatlayamamıştır. Üşüme ve ateş durumları ardı ardına tekrarlamıştır. Kendisine uzun tartışmalardan sonra serum verildiği sırada “Aman dil..dil..dil… efendim dil” diye söylenmesinin sebebi bir türlü anlaşılamamıştır.  Sorulan sorulara cevap verecek hali kalmamış, arada bir “Aman Yarabbi, aman Yarabbi” diye inlemiştir. Kendisine su ancak kaşıkla verilebilmiş, bakışları dalgınlaşmış, odadakileri görmez olmuştur. Bu korkunç koma nöbeti üç gün sürmüştür.

Ümitsiz yarı ölü durumdan sonra mucize gibi, bir gün gözlerini açıp ve yatağında oturmak istemiştir. Gözlerini M. Kemal Öke’ye dikerek “Tuhaf şey, bana ne oldu?” diye sormuş, M.Kemal Öke “Fazlaca uyudunuz” demiştir.

İlk komayı atlattıktan sonra Atatürk kendini iyi hissetmeye başlamış, hatta başbakanı çağırıp emirler vermiştir. Direnci de artmıştır. En büyük arzusu Ankara’ya gidebilmektir. 

Atatürk o sıralarda kısa fakat bir gece süren ikinci krizini geçirmiştir. O zaman zarfında kendisinde doğal olmayan bir takım sinirli hareketler görülmüş, kendine geldikten sonra erimeye başlamıştır. Kendisinden üçüncü defa 8,5 kg su alınmış, bir gün sonra da son komaya girmiştir.

10 Kasım 1938

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nden (İstanbul, 9 Kasım, A.A.)

Saat 10:00'da yayımlanan bildiri:
 
Geceyi rahatsız geçirdiler. Genel hallerindeki durum ciddiyetini korumaktadır. Nabız düzenli 128, solunum 28 ve ateş 36,8 derece olmuştur.

Saat 20:00 da yayımlanan bildiri:

Bugünü yorgun ve dalgın geçirdiler. Genel durumdaki ciddiyet biraz daha ilerlemiştir. Nabız düzenli 124, solunum 40 ve ateş 37,6 derece olmuştur.

Dün Saat 24'de yayımlanan bildiri:

Saat 20:00’den itibaren dalgınlık artmıştır. Genel durum kötüye doğru gitmektedir. Nabız 132, solunum 33 ve ateş 37,6 derece olmuştur.

10 Kasım günü saat 9:00'da kapalı olan gözlerini birden açmış, başını seri hareketle sağa sola çevirmiş, 9.05’te hayata gözlerini kapamıştır. Ve Atatürk denen tarihi kapı, fani hayatın yüzüne böyle kapanmıştır.

Atatürk 21 Kasım 1938 günü Etnoğrafya Müzesi’ne büyük bir törenle gömülmüş, 10 Kasım 1953’te kendisi için yapılan Anıtkabir’de toprağa verilmiştir.
 
Saygı ve Özlemle anıyoruz.

Kaynaklar:
  1. Cumhuriyet Gazetesi, 18 19, 20, 21, 22, 23  Birinciteşrin (Ekim) 1938.
  2. Ebedi Şefimizin Son Günleri, Anlatan: Operatör Mim Kemal, Yazan: Salahaddin Güngör, Cumhuriyet Gazetesi 21 Birincikanun (Aralık) 1938.
Görseller:
  1. Cumhuriyet Gazetesi, 11 İkinci teşrin (Kasım)1938.

YORUMLAR

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.apelasyon.com sorumlu tutulamaz.